2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 11. SINIFLAR KİMYA DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK DERS PLANI

Tem 19

Paylaş!

2013–2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIFLAR KİMYA DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK DERS PLANI




2013–2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIFLAR KİMYA DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK DERS PLANI

1. KİMYASAL REAKSİYONLAR VE ENERJİ
EYLÜL 3 2 1.1. SİSTEMLER VE ENERJİ TÜRLERİ
1.1.1. Sistem ve Ortam
1.1.2. İç Enerji
1.1.3. Isı ve İş Müfredat Programının Tanıtılması
1. Sistemler ve enerji türleri ile ilgili olarak öğrenciler;
1.1. Sistem ve ortam arasındaki ilişkinin önemini fark eder.
1.2. Sistemleri, ısı alış-verişi, sıcaklık, basınç ve hacim değişkenlerine göre sınıflandırır.
1.3. Bir sistemin iç enerjisini atom/molekül temelinde açıklar.
1.4. Sabit hacimli ve sabit basınçlı sistemlerde, iç enerji değişimini ısı alış- verişi ve mekanik enerji ile ilişkilendirir.  Buzun erimesi, derişik H2SO4 çözeltisinin seyrelmesi gibi maddesel değişimlerde ısı-iç enerji dönüşümü irdelenir. Bu irdelemeler sırasında, sistem ve ortam kavramları kullanılarak anlamlarının derinleşmesi sağlanır. İncelenen makro düzeyde değişimlerin gerçekleştiği sistemler ve ortamlar sorgulanarak ele alınan sistemlerin açık-kapalı, izole-izotermal, sabit hacimli-sabit basınçlı olma nitelikleri gözden geçirilir.
Ekzotermik ve endotermik değişimlerde, alınan veya verilen ısının sistemde nasıl depolandığı sorgulaması üzerinden, iç enerjiye katkıda bulunan mikro düzeyde enerji türleri tartışılır. Bu tartışmada, tek atomlu asal gazlar ve 2, 3, 4 atomlu çizgisel ve açılı moleküller için mikro düzeyde enerji türleri irdelenir (1.1-1.3).
 Sabit hacimde ve sabit basınçta gerçekleşen basit fiziksel değişim örnekleri üzerinden mekanik iş kavramı anlamlandırılır. Bu değişimlerde sisteme giren veya sistemde çıkan ısının dönüştüğü enerji türleri irdelenir. Her iki hâl için, ısı alış-verişi ile mekanik iş ve iç enerji değişimi arasındaki matematik ilişkiler türetilir. Farklı değişim örneklerinde bu ilişkilerden hangisinin geçerli olacağı konusunda yönlendirilmiş bir beyin fırtınası yapılır. Qp ≠ Qv ilişkisinin nedeni irdelenir (1.4). [!] 1.1; 1.2 “İzole sistem” kavramı, mutlak anlamda yasaklanmış bir ısı alış-verişi gibi algılanmamalı, böyle sistemlerin tanımı, olayın gerçekleştiği süre içinde ortamla ısı alış-verişinin ihmal edilebilir düzeyde olması temelinde verilmelidir.
[!] 1.2 Açık, kapalı, izotermal, izole, sabit basınçlı ve sabit hacimli sistem kavramları örneklerle tanıtılacaktır.
[!] 1.3 İç enerjiye katkı yapan enerji türlerinden, moleküllerin öteleme, titreşim, dönme ve potansiyel enerjileri ile atomların çekirdek ve elektronik enerjileri irdelenecek; ısı-iç enerji dönüşümünün olduğu sabit hacimdeki değişimlere örnekler verilecektir.
[!] 1.4 Isı değişimi, iç enerji değişimi ve mekanik iş sembolleri tanıtılıp,
Qv = ∆U
QP = ∆U + w
Qp ≠ Qv
ilişkileri, uygun örnekler üzerinden verilir. Anlatım
Soru-Cevap
Beyin Fırtınası
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim
Kavram Haritası
4 2 1.1.4. Termodinamiğin I. Kanunu

1.2. SİSTEMLERDE ENTALPİ DEĞİŞİMİ
1.2.1. Entalpi
1.2.2. Standart Oluşum Entalpileri 1.5. Termodinamiğin 1. kanununu ifade eder.
1.6. Termodinamiğin günlük hayattaki uygulama alanlarına örnekler verir.
2. Sistemlerde entalpi değişimi ile ilgili olarak öğrenciler;
2.1. Entalpi değişimini (∆H), reaksiyon ısısı (Qp) ile açıklar.
2.2. Reaksiyon entalpi değişimlerini “standart oluşum entalpi değişimleri” ile ilişkilendirir.  Kimyasal değişimlerin maddeyi oluşturan atom ve moleküllerin diziliş ve düzeninin değişimi ile gerçekleştiği, her hareketin bir enerji alış-verişi ile birlikte yürüdüğü, bu bakımdan kimyasal değişmelerde de enerji alındığı veya verildiği gerçeğine örnek olarak,
C + ½ O2  CO + Q1; CO + ½ O2  CO2 + Q2
Mg(k) + ½ O2 (g)  MgO + h 3/2 O2(g) + h  O3(g)
 gibi reaksiyonlar kullanılabilir. Bu reaksiyonlara eşlik eden enerji değişimleri vurgulanarak termodinamik bilim dalı, uğraş alanları üzerinden tanımlanır (1.4; 1.6).
 Bir silindir içine kapatılmış 1 mol gazın sıcaklığını 1 oC artırmak için, gaz hacmi sabitken (piston hareketsiz) verilmesi gereken ısının, gaz basıncı sabitken (piston sürtünmesiz hareketli) verilmesi gereken ısıdan farklı olmasının nedenleri sorgulanır. Sabit hacimde verilen ısının iç enerji değişimine eşit olup olmadığı tartışıldıktan sonra, sabit basınçta (piston hareketli iken) verilen ısının (Qp) entalpi ile ilişkisi irdelenir.
Isı alış-verişinin mekanik iş alış-verişi ile sonuçlandığı değişimlerde Qp’nin ∆H’a eşit olduğu belirtilir (2.1).
 Yaygın maddelerin oluşum entalpileri çizelgesi incelenerek ∆Hof değerlerinin işaretleri, oluşum tepkimelerinin ekzotermik-endotermik oluşu ile ilişkilendirilir.
Basit tepkimelere ilişkin entalpi değişimlerinin oluşum entalpileri ile hesaplanmasına dair ∆H = (∆Hof ürünler – ∆Hof girenler) bağıntısı kullanılarak örnek problemler çözülür (2.2). [!] 1.4; 1.5 Q ve w niceliklerinin (+), (-) işaretlenmesi ile sisteme giriş-sistemden çıkış arasındaki ilişki verilir; QP = ∆U + w bağıntısının, işaretleme sistemi kullanımını gerektiren uygulamaları ile ilgili örnekler çözülür.
)* 1.4; 1.5 “Madde-enerji dönüşümü”, ısı-mekanik enerji-iç enerji değişimi üçlüsü dışındaki enerji dönüşümlerine ve mekanik işin hesaplanmasında kullanılan w = P.∆V bağıntısına girilmeyecektir.
[!] 1.6 Termodinamiğin buharlı makinenin gelişimi ve sanayi devrimi ile tarihsel ilişkilerini konu edinen bir okuma metni verilebilir.
)* 2.1 Mutlak entalpi kavramına girilmeyecek, mekanik iş hesabı kapsam dışı tutulacak,
∆H = ∆U + P.∆V bağıntısı yerine
∆H = ∆U + w bağıntısı kullanılacaktır.
[!] 2.1 Elementlerin standart koşullardaki oluşum entalpilerinin ‘0’ kabul edildiği belirtilir. Standart şartlarda birden çok allotropu olan elementlerin en kararlı allotropları esas alınır.
[!] 2.2 Standart şartlar ve normal şartlar kavramlarının anlamları verilir.
[!] 2.2 H2O, CO2 gibi bileşiklerin, standart koşullardaki elementlerinden elde edilişlerine ilişkin tepkimelerdeki entalpi değişimleri, bu bileşiklerin oluşum entalpileri olarak tanımlanır. Anlatım
Soru-Cevap
Problem çözme Sunuş yoluyla öğretim
EKİM 1 2 1.2.3. Hess Kanunu
1.2.4. Bağ Enerjileri 2.3. Bir reaksiyonun entalpi değişimini, ara basamakların entalpi değişimleri ile ilişkilendirir.
2.4. Kimyasal reaksiyondaki entalpi değişimi ile bağ enerjileri arasında ilişki kurar.  Çok basamaklı örnek tepkimelerin her basamağına ilişkin ∆H değerleri, toplu reaksiyonun ∆H değeri ile karşılaştırılır. Buradan, ∆H = ∆H1 + ∆H2 + ∆H3 + … bağıntısı türetilir. Hess kanunun sözlü ifadesi irdelenir. Örnek tepkimeler üzerinde,
∆H = ∆H1 + ∆H2 + ∆H3 + …
bağıntısının uygulamasına ilişkin problemler çözülür.
Kömür ve petrol gibi fosil yakıtların, tam yanma için gerekli eşdeğer miktardan az hava ile yakılmasının neden akılcı olmayacağı, Hess kanunu bağlamında tartışılır (2.3).
 Yaygın ve basit bileşiklerdeki ortalama bağ enerjilerini veren tablolardan yararlanılarak kimyasal reaksiyonda alınan ya da verilen ısı hesaplanır. Reaksiyon entalpi değişimleri ile bağ enerjilerini ilişkilendiren örnek problemler çözülür (2.4). [!] 2.4 Bağ enerjileri, “1 mol bağı standart şartlarda kırmak için gerekli enerji” şeklinde tanımlandığı için, “bağ kırılma entalpisi” adı ile de verilebilir. Bu büyüklük reaksiyon entalpisi hesabında kullanılırken, girenlerin bağ entalpileri toplamından ürünlerin bağ entalpileri toplamını çıkarmak gerektiği unutulmamalıdır.
??? 2.4 Bağ enerjilerinden reaksiyon entalpileri hesaplanırken, standart oluşum entalpilerinin kullanımından kaynaklanan bir alışkanlıkla, ürünlerin bağ enerjileri toplamından girenlerinkini çıkarma yanılgısı oldukça yaygındır. Bağ enerjisinin tanımı ile ilgili olan bu yanılgı, ekzotermik olduğu bilinen örnek tepkimeler üzerinde entalpi değişimi hesaplanarak giderilebilir. Anlatım
Soru-Cevap
Problem çözme Sunuş yoluyla öğretim
EKİM 2 2 1.3. İSTEMLİLİK
1.3.1. İstemli ve İstemsiz Değişmeler
1.3.2. Entropi 3. Değişimlerde istemlilik ile ilgili olarak öğrenciler;
3.1. İstemli/istemsiz değişim kavramlarını irdeler.
3.2. İstemli değişimlerde minimum enerjiye yöneliş eğilimini örnekler üzerinde gösterir.
3.3. Minimum enerji eğilimine uymayan istemli değişimlere örnekler verir.
3.4. Entropi kavramını, “kullanılamayan termal enerji” ve “olasılık” temelinde açıklar.
3.5. Entropi değişimleri (∆S) ile istemlilik arasında ilişki kurar.  İstemlilik ve istemsizlik kavramları, tek yönlü basit tepkimelerde, ok yönündeki olayın kendiliğinden yürümesi; ters yöndeki olayın özel önlemler alınmadıkça meydana gelmemesi temelinde tartışılır (3.1).
 İstemli tepkimelerin çoğu zaman ekzotermik olduğunu gösteren örnekler gözden geçirilir. Olayın ekzotermik oluşu ile sistemin iç enerji değişimi arasındaki ilişki irdelenir. İstemlilik ile minimum enerjiye yönelme eğilimi arasındaki paralellik, incelenen örnek tepkimelerle keşfedilir (3.2).
 İstemli olduğu deneyimlerle bilinen endotermik tepkime örnekleri incelenir. Bu tepkimelerde iç enerjinin değişim yönü tartışılır. Böyle olaylarda minimum enerji eğiliminden daha etkili bir başka eğilim olması gerektiği sonucuna götürecek yönlendirilmiş bir tartışma açılır (3.3).
 İki nuçe erlenmayerine konulmuş, biri kaynama sıcaklığında tutulan, diğeri oda sıcaklığında, eşit kütleli iki su örneğinden oluşan sistemlerin buhar çıkış uçlarına birer rüzgârgülü tutularak hangisinden mekanik iş elde edildiği tartışılır. Kullanılamayan termal enerji (işe dönüşmeyen ısı enerjisi) kavramının anlamı, bu deney üzerinden irdelenir. Mekanik iş elde edilebilen düzenekte, iş elde edilirken kullanılabilir/kullanılamayan termal enerjinin artması-eksilmesi irdelenir. İstemli olaylarda kullanılamayan enerjinin değişme eğilimi tartışılır. Entropi, “kullanılamayan termal enerjinin ölçüsü” olarak tanımlanır.
Entropinin olasılık temelinde sezilmesi için, bir bardak suya bir damla mürekkep damlatılarak mürekkebin su içinde dağılımı gözlemlenir. Mürekkebin neden dağıldığı, mürekkep moleküllerinin farklı konumlarda bulunma olasılıklarının artması temelinde tartışılır. Dağılan mürekkebin kendiliğinden (istemli olarak) yeniden damla boyutuna dönüp dönmeyeceği irdelenir. Bu etkinlik üzerinden, entropinin olasılık temelinde de ifade edilebileceği sonucuna varılır.
İstemli olaylarda entropinin artacağı (∆S > 0) sonucuna götürecek bir beyin fırtınası yapılır. Entropinin arttığı istemli olaylara örnekler verilir (3.4; 3.5). [!] 3.4 Bulunduğu ortamla aynı sıcaklıkta olan bir sistemin termal enerjisinin mekanik işe (faydalı işe) dönüştürülemeyeceği, böyle bir sistemin termal enerjisinin “kullanılamayan termal enerji” olduğu; istemli olaylarda kullanılamayan termal enerjinin genelde arttığı; entropinin, kullanılamayan termal enerjiyi temsil ettiği hususları açıklanır.
Ayrıca, entropinin olasılık temelinde anlamı, düzen ve rastgelelik kavramları üzerinden verilir. Farklı şartlardaki benzer sistemlerin entropileri basit örneklerle karşılaştırılır. (Örneğin; sıcaklık sabitken, 1 mol He’ un sıkışmış ve genleşmiş hâllerinin; sıcaklıkları ve hacimleri eşit farklı miktarlarda He örneklerinin; aynı maddenin sıvı ve gaz hâllerinin vb. entropileri karşılaştırılabilir.)
[!] 3.4; 3.5 Entropi kavramını sadece düzensizlik meyli temelinde vermek, evrendeki doğal olayların olumsuz bir sona doğru gittiği yanılgısını getirebilir. Bu nedenle entropiyi açıklamada, “kullanılamayan enerji yaklaşımı” na yeterli ağırlık verilmelidir.
[!] 3.5 Entropi üzerinden istemlilik irdelemeleri yapılan sistemlerin olabildiğince izole olması önerilir. Örneğin; alçının suda çözünmemesi entropi artışı temelinde tartışılırken, sadece CaSO4 tuzunun entropi değişimini düşünmek yetmez. Çözünme sırasında su moleküllerinin entropi değişimlerini de hesaba katmak gerekir. Anlatım
Soru-Cevap
Beyin Fırtınası
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim

3 2 1.3.3. Termodinamiğin II. ve III. Kanunları
1.3.4. Gibss Serbest Enerjisi
1.3.5. Kimyasal Reaksiyonlarda İstemlilik ve Gibss Serbest Enerjisi Arasındaki İlişki 3.6. Termodinamiğin 2. ve 3. kanunlarını yorumlar.
3.7. Sistemin ve evrenin toplam entropi değişimi üzerinden “Gibbs Serbest Enerjisi” ni tanımlar.
3.8. Kimyasal reaksiyonların istemliliğini Gibbs Serbest Enerjisi üzerinden irdeler.  Oda ortamına konulan, 00C sıcaklıktaki 1 mol buzun erimesi gibi basit bir olay alınarak sistemin ve ortamın entropi değişimleri hesaplanabilir. Buzun erimesi olayında sistemin entropi değişiminin pozitif, ortamın entropi değişiminin negatif, toplam entropi değişiminin pozitif olduğu gösterilir.
Benzer bir hesaplama, sıcaklığı -200C olan bir odaya konmuş, 0oC da 1 mol sıvı su için tekrarlanır. Evrenin toplam entropi değişiminin bu olayda da pozitif olduğu belirlendikten sonra, termodinamiğin 2. kanununun ifadesi irdelenir.
Mutlak sıfır noktasında, mutlak entropinin ‘sıfır’ oluşu, öteleme hareketlerinin tamamen durması ile ilişkilendirilir. Termodinamiğin 3. kanununun anlamı irdelenir.
Ele alınan örnek olaylarda, sistemin entropi değişimi ∆S ve ortamın entropi değişimi (-∆H/T) ile gösterilip, istemli olaylarda bu iki terim toplamının > 0 olması gerçeğinden, ∆H – T∆S < 0 sonucuna ulaşılır. Buradan Gibbs serbest enerjisi (∆G) tanımına geçilerek istemlilik, ∆G’nin işareti ile ilişkilendirilir. ∆G = 0 olması hâlinin tersinir olaylara (dengeye) karşı geldiği sonucuna götürecek bir tartışma yapılır (3.6; 3.7).
 Standart mutlak entropiler (S0) bir çizelge hâlinde verilir. Bu çizelge kullanılarak, örnek reaksiyonlar için, ∆S0 değerleri bulunur. Standart oluşum entalpileri (∆H0f) ile hesaplanan reaksiyon ∆Ho değerleri ve ∆S0 ile ∆G0 bulunup bu değerin işareti üzerinden istemlilik- istemsizlik- tersinirlik irdelemesi yapılır (3.8). [!] 3.6 Termodinamiğin 2. kanunu için, “Her istemli olayda evrenin toplam entropisi artar.” ve “Evren zaman geçtikçe bir denge hâline yaklaşır.” ifadeleri uygundur.
[!] 3.6 Termodinamiğin 3. kanunu bazı mükemmel kristal maddeler için geçerli olmayıp bu maddelerin 0 K sıcaklıktaki mutlak entropileri, sıfırdan büyüktür. Ancak, bu değerlerin sıfır sayılması da fazla bir hata getirmediği için, 3. kanunun, bütün maddeler için geçerli sayılması ciddi bir problem getirmez.
[!] 3.7 Gibbs serbest enerjisi tanımlandıktan sonra, termodinamiğin 2. kanunu için, “Enerji değişimi olmayan hiçbir istemli olayda, entropi azalması olmaz.” anlamında 3. bir ifade de verilir. Gazların karışması, sadece entropi artışı dolayısıyla istemli olay örneği olarak kullanılır. Bu olayda her iki gazın hacminin de büyümesi, moleküllerin dağılma olasılığının artması, bu da entropinin büyümesi şeklinde yorumlanır.
[!] 3.8 ∆G teriminin işareti yanında, mutlak değeri de bir tepkimenin dengeden uzak ve istemli veya dengeye yakın fakat istemli olduğunu irdelemede önemlidir. Örneğin; ∆G0 = -0,5 kJ/mol bulunan bir tepkimenin sağa istemli fakat dengeye yakın olduğu irdelemesi yapılmalıdır.
??? 3.8 Mutlak entalpilerin genelde bilinmez büyüklükler olmasına benzetilerek, mutlak entropilerin de bilinemeyeceği yanılgısı, mutlak entropiler (S0) çizelgesine dikkat çekilerek düzeltilebilir.
[!] 3.8 ∆G = ∆H - T∆S ifadesinde ∆H teriminin alınan verilen ısıyı, T∆S teriminin kullanılamayan termal enerjiyi ifade ettiği belirtilerek, ∆G teriminin neden kullanılabilir (serbest) enerji olduğu irdelenir.
)* 3.8 Mutlak entropilerin nasıl hesaplandığı konusuna girilmez.
)* 3.8 Kimyasal reaksiyonlarda istemlilik tartışmaları, sadece standart şartlarda yapılır. Anlatım
Soru-Cevap
Beyin Fırtınası
Sunuş yoluyla öğretim
Problem çözme
EKİM 1

1 "29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI"

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve Cumhuriyet ile ilgili olarak öğrenciler;
1.1. Atatürk’ün Cumhuriyet ve Demokrasiye verdiği önemi kavrar.
Cumhuriyetin ilanının Türk Devrim Tarihi’ndeki yerini ve önemini kavrar  29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlama etkinlikleri: Atatürk'ün Cumhuriyet ve Demokrasiye verdiği önem üzerinde sınıf içi tartışma etkinliği yapılır.
 Ölçme Değerlendirme: İşlenen konuların kazanımlarıyla ilgili hazırlanacak olan kısa cevaplı ve açık uçlu sorulardan oluşan yazılı sınav yapılır.
2. REAKSİYON HIZLARI VE KİMYASAL DENGE
KASIM 1 2 2.1. REAKSİYON HIZI
2.1.1. Kimyasal Reaksiyon Hızları
Derişim ve Hız
2.1.2. Anlık ve Ortalama Reaksiyon Hızları
2.1.3. Reaksiyonların Hızlarına Göre Karşılaştırılması
2.2. REAKSİYON HIZININ BAĞLI OLDUĞU ETKENLER
2.2.1. Derişimler ve Reaksiyon Hız Bağıntıları
2.2.2. Reaksiyon Sıcaklığının Hıza Etkisi 1. Reaksiyon hızı kavramı ile ilgili olarak öğrenciler;
1.1. “Reaksiyonun hızı” kavramını derişim ve zaman temelinde tanımlar.
Reaksiyona giren maddelerin ve ürünlerin derişimlerinin zamanla değişimini irdeler.
1.2. Reaksiyon hızının anlık değeri ile ortalama değerini ayırt eder.
1.3. Hızlı ve yavaş reaksiyonlara örnekler verir.
2. Reaksiyon hızının bağlı olduğu etkenler ile ilgili olarak öğrenciler;
2.1. Tek basamaklı reaksiyonlarda hızı, girenlerin derişimleri cinsinden ifade eder.
2.2. Çok basamaklı tepkimelerde hız belirleyici basamağı seçer.
2.3. Reaksiyon mertebesi ve molekülerite kavramlarını ayırt eder.
2.4. Reaksiyon sıcaklığının hızı nasıl ve neden etkilediğini açıklar.
2.5. Aktifleşme enerjisini (Ea) girenlerin ve ürünlerin potansiyel (iç) enerjileri ile ilişkilendirir.  H2(g)+ I2(g) → 2HI(g) gibi kapalı kapta ve gaz fazında gerçekleşen bir tepkimenin başlangıç anından itibaren, tepkimeye giren maddelerin derişimlerinin zamanla nasıl değişeceği irdelenir. Birim zamanda tepkimeye girecek molekül sayısının nelere bağlı olduğu tartışılarak girenlerin ve ürünün saniyedeki derişim değişimi, “reaksiyon hızı” olarak adlandırılır.
 Girenlerin ve ürünlerin derişimlerinin zamana karşı grafiklerinden, reaksiyon hızının zamanla değiştiği sonucuna gidilerek anlık hız ve ortalama hız tanımlanır. Belli reaksiyonlara ait konsantrasyon- zaman verilerinden, farklı zaman aralıkları için ortalama hız hesapları yapılır. Ortalama hızın zamanla azaldığı hesap sonuçları ile doğrulanır (1.1- 1.3).
 Doğal gazın (başlıca CH4) yanması, nötrleşme, oto hava yastıklarındaki azotürlerin bozulması gibi hızlı ve demirin paslanması gibi yavaş tepkime örneklerinin hızları karşılaştırılır (1.4).
 2NO2(g)  N2O4(g) gibi bir gaz fazı tepkimesi için Hız= k [NO2]2, H2(g) + I2(g)  2HI(g) tepkimesi için de, Hız=k [H2] [I2] ifadelerinin ortak olan yönleri irdelenir. Tepkimeye giren türlerin derişiminin tepkime hızını nasıl etkileyeceğine ilişkin sözlü bir kural ifadesinin nasıl yazılabileceği tartışılır.
Tepkime boyunca derişimi sabit kalan katı ve sıvı maddelerin tepkimelerine örnekler verilir. Bu tepkimelerde sabit olan derişimin hız ifadesinde yer alıp almayacağı, yönlendirilmiş bir tartışma ile sorgulanır. Yazılan hız ifadelerinde k sabitinin birimi belirlenir (2.1).
 2NO(g) + Br2(g)  2NOBr(g) tepkimesinin ara basamakları, bağıl hızlarıyla birlikte verilip hız belirleyici basamağın hangisi olacağı tartışılır. Yan yana dizilmiş insanların elden ele tuğla taşıması gibi bir benzetim kullanılarak hız belirleyici basamak fikri içselleştirilir.
Toplam tepkime denklemleri üzerinden “molekülerite”, hız belirleyici basamak üzerinden de “reaksiyon mertebesi” kavramlarının anlamları irdelenerek bu iki kavram arasındaki fark tartışılır. Reaksiyon mertebesi ile moleküleritenin aynı olup olmadığını ortaya koymak için deneysel verilerek kullanılarak uygulamalar yapılır (2.2; 2.3).
 Gaz çıkışı veya renk değişimi temelli bir tepkime kullanılarak sıcaklık-reaksiyon hızı ilişkisi deneysel olarak gözlemlenir. İki tür arasında bir tepkime olması için esnek olmayan (yüksek enerjili) bir çarpışma gerektiği varsayımından çıkılarak etkin çarpışmalarla sıcaklık arasındaki ilişki tartışılır. Esnek olmayan bir çarpışmanın sonucunda oluşan kısa ömürlü tür, “aktiflenmiş kompleks” olarak adlandırılır. Giren maddelerin ve ürünlerin toplam potansiyel enerjilerini, aktiflenmiş kompleksin potansiyel enerjisi ile karşılaştırmada kullanılan potansiyel enerji değişim grafikleri çizilip sıcaklığın moleküler düzeydeki anlamı ve hıza etkisi, bu grafik üzerinden açıklanır.
Bir denge reaksiyonu örnek alınarak, r = k.Cn ile verilen genel hız denkleminde, hangi terimin sıcaklıktan etkileniyor olabileceği tartışılır. Her reaksiyon için k parametresinin sıcaklık arttıkça büyüdüğü sonucuna götürecek yönlendirilmiş bir tartışma yapılır. Tersinir tepkimelerde ileri ve geri reaksiyonların Ea değerleri grafik üzerinde gösterilir. Her iki yöndeki reaksiyonların hızı ile Ea değerleri arasındaki ilişkisi tartışılır.
EK-2.1’de verilene benzer tepkimeler üzerinden, reaksiyon hızı ile aktifleşme enerjisi arasında ilişki kurulur.
Tepkime hızının yeterince büyük olması gereğinin önem kazandığı, NH3 ve SO3 üretimi gibi endüstriyel açıdan önemli reaksiyon örnekleri alınarak bu reaksiyonların neden yüksek sıcaklıklarda gerçekleştirildiği sorgulanır (2.4; 2.5). [!] 1.1-1.3 Tepkime hızı, birim zamandaki konsantrasyon değişimi şeklinde tanımlanıp derişim- zaman eğrilerinden yararlanılarak, ortalama hız için,
r ort = -c(giren) /t = c(ürün) /t
ve anlık hız için,
r (t) = -dc(giren) /dt = dc(ürün) /dt
eşitlikleri verilir. Ayrıca,
3H2(g) + N2(g) →2NH3(g)
gibi bir tepkimede, farklı türler cinsinden yazılan reaksiyon hızlarının sayısal değerlerinin eşit çıkması bakımından,
r = -dc(H2) /3dt = -dc(N2) /dt = dc(NH3) /2dt
eşitliklerinin mantığı irdelenmelidir.
[!] 1.3 Ortalama tepkime hızı hesabı için, muhtelif tepkimelere ait konsantrasyon- zaman verileri değerlendirilir.
 1.3 Anlık hız tanımlanırken, matematik derslerinde henüz işlenmemiş olan türev ve diferansiyel kavramları kullanılmayacak, “çok küçük bir zaman aralığı için tanımlanan hız” ifadesi, konsantrasyon-zaman grafiğindeki t yatay konumuna denk gelen grafik noktasındaki teğet ile ilişkilendirilecektir.
[!]1.4 Patlama, yanma ve nötrleşme türünden hızlı; paslanma, polimerleşme ve hidroliz gibi yavaş reaksiyonlar için örnekler verilir.
Anlatım
Soru-Cevap
Beyin Fırtınası
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim
Problem çözümü
2 1

1 ATATÜRK’Ü ANMA HAFTASI

Atatürk’ü anma haftasıyla ilgili olarak öğrenciler:
1.1. Atatürk’ün örnek kişiliği hakkında bilgi sahibi olur.
1.2. Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” özdeyişi ile bilime verdiği önemi kavrar.
1.3. Bilimin hızla geliştiği bu çağdaki etki alanı ve önemi açıklar  10 Kasım Atatürk’ü Anma Haftası etkinlikleri: Atatürk'ün okul ve askerlik hayatındaki örnek kişiliğiyle ilgili bilgi verilir.
 Yine Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” özdeyişinin bilimin hızla geliştiği bu çağdaki etki alanı ve önemi açıklanır. Anlatım
Soru-Cevap
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim

3 2 2.2.3. Reaksiyonlarda Kataliz Kullanımı
2.2.4. Homojen Katalizör
2.2.5. Heterojen Katalizör 2.1. Katalizörleri işlevleri üzerinden tanımlar ve sınıflandırır.
2.2. Katalizörlerin etki mekanizmasını aktivasyon enerjisi ile ilişkilendirir.
2.3. Homojen ve heterojen faz reaksiyonlarını hızlandırmak için alınabilir önlemleri irdeler.  Katalizörlerin genel tanımı “reaksiyon hızını değiştiren, ancak reaksiyon sonucunda oluşan maddelerin bileşimlerini değiştirmeyen maddeler” şeklinde yapılır. Pozitif ve negatif katalizörlere gerçek örnekler verilir. Geleneksel olarak, negatif katalizörler için “inhibitör” kavramının yaygın olarak kullanıldığı belirtilerek insan metabolizması ile ilgili inhibitör örnekleri verilir. Biyolojik sistemlerde adı geçen enzimlerin işlevleri, “enzimlerin, biyolojik tepkimeleri hızlandıran katalizörler” olduğu sonucuna götürecek şekilde, katalizörlerin işlevleri ile karşılaştırılır (2.6; 2.7).
 Homojen fazda katalizlenen bir reaksiyon örneği üzerinde mekanizma yazılarak katalizör derişimi arttıkça reaksiyon hızının artacağı sonucuna götürecek bir irdeleme yapılır. Bu amaçla, 2SO2(g) + O2(g)  2SO3(g) tepkimesinde azot oksitlerinin katalizörlüğü örnek alınabilir. Sulu ortamda kullanılan bir homojen faz katalizörünün tepkime hızına etkisi ile ilgili sınıf içi bir etkinlik EK-2.2’de verilmiştir.
CaCO3(k)  CaO(k) + CO2(g) gibi bir heterojen faz tepkimesinde hızlandırma için neler yapılabileceği tartışılır. r = k.Cn bağıntısının hangi hâllerde r=k şekline indirgenebileceği, k ve C büyüklüklerinin nasıl değiştirilebileceği irdelenir. Heterojen faz reaksiyonlarında, k büyüklüğünün tane boyutu (derişimi sabit fazın yüzey alanı) ile ilişkisi sorgulanır. Tane boyutunun heterojen faz tepkime hızına etkisini gözlemlemek için, levha ve talaş hâlinde alüminyumun seyreltik HCl çözeltisi ile tepkimesinde deneysel gaz çıkış hızları karşılaştırılır (2.8).  2.6 Katalizörlerin sınıflandırılması homojen (reaksiyondaki maddelerle aynı fazda bulunan) ve heterojen (farklı fazda bulunan) olarak yapılır. Bununla birlikte gerçek örnekler sadece homojen katalizör uygulamalarından seçilir. Heterojen kataliz mekanizmasına ve “adsorbsiyon” terimlerinin açıklamasına girilmemelidir.
??? 2.6 Katalizörlerin tepkimelerden değişmeden çıkması, hiç tepkimeye girmeme anlamında yanlış yorumlanabilir ki, uygun örneklerle bu yanılgı önlenmelidir.
[!] 2.6 Pozitif ve negatif katalizörlere gerçek örnekler verilmelidir. Ayrıca biyolojik katalizörleri (enzimler) konu alan bir okuma parçası verilir.
 2.6; 2.7 Lise 9. sınıf biyoloji dersi, enzimlerin işlevleri ve adlandırılışı konusu ile ilişki kurulur.
[!] 2.8 Bazı özel reaksiyonlarda ürün, yeni bir reaksiyonu katalizleyebildiği için, birbiriyle yarışan iki reaksiyonun ardışık gerçekleştiği “osilasyonlu reaksiyonlar” gözlenebilir. Briggs-Rauscher reaksiyonu buna tipik bir örnektir. Bu reaksiyon, kimya alanına yönelmeyi teşvik edebilir ilginç bir örnek olarak sınıfta gösteri deneyi hâlinde yapılabilir. Anlatım
Soru-Cevap
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim
Kavram Haritası

KASIM 4
1

1
1.Yazılı Yoklama
2.3. KİMYASAL REAKSİYONLARDA DENGE
2.3.1. Kimyasal Reaksiyonlarda Denge
2.3.2. Denge İfadeleri
2.3.3. Homojen Faz Reaksiyonlarında Denge
2.3.4. Kp ve Kc Arasındaki İlişki
2.3.5. Heterojen Faz Reaksiyonlarında Denge 3. Kimyasal reaksiyonlardaki denge ile ilgili olarak öğrenciler;
3.1. Tersinir tepkimelerde hız ifadeleri üzerinden denge ifadesini türetir.
3.2. Gaz reaksiyonları için derişimler ve kısmî basınçlar cinsinden denge ifadelerini karşılaştırır.
3.3. Denge sabitlerinin sıcaklıkla ilişkisini irdeler.
3.4. Heterojen ve homojen faz tepkimeleri için denge ifadelerini yazar.
3.5. Denge eşitliklerini kullanarak hesaplamalar yapar.  Bazı kimyasal reaksiyonlarda reaksiyona giren maddelerin (reaktanlar) tamamen ürünlere dönüşmediği gerçek örnekler ile gösterilir. Böyle reaksiyon dengelerinde, girenler ve ürünlerden ölçülebilir miktarlarda bulunduğu belirtilir. Dengenin statik mi, dinamik mi olduğu irdelendikten sonra her iki yöndeki hız ifadeleri yazılıp denge sabiti bağıntısı türetilir:
İleri reaksiyon hızı = geri reaksiyon hızı
k1 [A][B] = k2 [C][D] şeklinde gösterilerek; k1/k2 = [C][D]/ [A][B] =Kdenge denge sabiti elde edilir (3.1).
 Kapalı kaplarda gerçekleştirilen gaz fazı reaksiyonlarında, gazların derişimleri ile kısmî basınçları arasındaki ilişki irdelenir. Derişimlerin kısmî basınçlarla orantılı olması gerçeğinden hareketle, denge ifadesi basınçlar cinsinden türetilir. Örneğin,
N2(g) + 3H2(g) 2NH3(g) ve H2(g) + I2(g) 2HI(g)
tepkimelerinde basınçlar cinsinden denge sabitleri (Kp) ile derişimler cinsinden denge sabitleri (KC) arasındaki ilişkide RT teriminin hangi durumlarda hesaba katılacağı irdelenir (3.2; 3.3).
 Saf katıların ve saf sıvıların yer aldığı kimyasal denge örneklerinde genel denge ifadesindeki saf maddelere ait derişimlerin, sabit sıcaklıkta değişip değişmeyeceği irdelenir. Sabit olan derişim değerleri denge sabitine katılarak yeni denge ifadesi tartışılır. Böyle ifadelerde saf maddelerin derişimleri yerine ne yazmak gerektiği irdelenir (3.4).
 Denkleştirilmiş denklemde girenlerin ve ürünlerin toplam molekül sayıları ayrı ayrı 2’yi aşmayacak şekilde seçilmiş örnek denge tepkimelerinde, denge sabiti kullanılarak, verilen derişimler kullanılıp bilinmeyen derişimler hesaplanır. Gerçek örnekler seçilerek derişimlere göre yazılan denge sabiti eşitliklerinin kullanıldığı sayısal örnekler yapılır (3.5). [!] 3.1 Her reaksiyon için ileri ve geri reaksiyonların var olduğu, bu bakımdan %100 tamamlanmanın teorik bakımdan mümkün olmadığı, ancak pratikte giren derişimlerinin ölçülemeyecek kadar az kaldığı hallerde tepkimenin “tamamlanmış” varsayıldığı belirtilir.
Böyle reaksiyonların tek yönlü ok () ile gösterilmesinde bir sakınca bulunmadığı, çift yönlü ok kullanmanın olası yanlışlıkları önleyeceği ve daha doğru olacağı için tercih edilmesi gerektiği vurgulanır.
[!] 3.1 Girenlerin ve ürünlerin moleküleritelerinin farklı olduğu hâllerde, KC denge sabitinin bir birimi olması gerektiği aşikârdır. Ancak, 1 mol/L’lik derişimi standart olarak alıp diğer derişimleri onun katları gibi düşünerek KC denge sabitinin birimsiz olacağı sonucuna varılabilir ve termodinamik hesaplamalarda “ln KC” gibi terimlerin kullanıldığı hatırlanırsa, Kc’nin birimsiz olmasının zorunluluğu da anlaşılabilir.
[!]  3.2-3.4 Denge sabiti sadece molar derişim ve kısmî basınçlar ile ifade edilecektir. “Aktivite” kavramına girilmeyecektir.
[!] 3.4 Heterojen denge reaksiyonlarına,
CaCO3(k) CaO(k) + CO2 (g)
CuSO45H2O(k) CuSO43 H2O(k) + 2 H2O(g)
gibi örnekler verilebilir. Bu örnekler için denge sabitleri;
KC = [CO2] ; Kp = PCO2 ve
K'C = [H2O]2 ; K'p = P2H2O şeklinde yazılabilir.
??? 3.4 Denge ifadelerinde saf katıların ve sıvıların derişimleri yerine “1” yazılması, bu maddelerin derişimlerinin 1 birim olduğu yanılgısına yol açabilir. Gerçekte her saf maddenin derişimi 1’den farklı fakat sabittir ve sabit olan bu değerler, denge sabitine katılarak ifade basitleştirilmiştir.
 3.5 Denge hesaplarında kısmî basınçlar kullanılmayacaktır.
 3.5 Denge hesaplamalarında tepkimeler ve veriler, üçüncü ve daha yüksek mertebe denklemleri gerektirmeyecek şekilde seçilecek, kök bulma işlemlerinde ihmal ve yaklaştırma gerektirmeyen verilerle çalışılacaktır. Anlatım
Soru-Cevap
Beyin Fırtınası
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim
Kavram Haritası
KASIM 5 1

1
2.4. KİMYASAL DENGEYE ETKİ EDEN FAKTÖRLER
2.4.1. Dengeye Etki Eden Faktörler
2.4.2. Derişim Değişimlerinin Dengeye Etkisi
2.4.3. Sıcaklık Değişimlerinin Dengeye Etkisi
2.4.4. Sistemde Basınç Değişimlerinin Dengeye Etkisi
2.4.5. Katalizörün Dengeye Etkisi 4. Kimyasal dengeyi etkileyen değişkenler ile ilgili olarak öğrenciler;
4.1. Le Chatelier (Lö Şatölye) ilkesini ifade eder.
4.2. Derişimlerdeki değişimlerin dengedeki tepkimelere etkisini denge ifadeleri üzerinden tartışır.
4.3. Sıcaklığın dengeye etkisini reaksiyon entalpisini kullanarak açıklar.
4.4. Gaz reaksiyonlarında kısmî basınçların ve toplam basıncın dengeye etkisini yorumlar.
4.5. Katalizörlerin denge üzerine etkisini tartışır.  Ölçme Değerlendirme: İşlenen konuların kazanımlarıyla ilgili hazırlanacak olan kısa cevaplı ve açık uçlu sorulardan oluşan yazılı sınav yapılır.
 Denge hâlindeki bir sistemi etkileyebilir (dengeyi bozabilir) dış etmenlerin neler olabileceği tartışmaya açılır. Bu tartışma sırasında, dengeye etki edecek faktörün, denge ifadesindeki büyüklüklerden herhangi birini veya daha fazlasını değiştiren faktör olması gerektiği sonucuna gidilir. Denge ifadesindeki derişimlerin, madde ilavesi/uzaklaştırılması ve basınç/hacim değişimi ile K sabitinin ise sıcaklık ile değişebileceği vurgulanır. Bu etmenlerin etkilerini karşılamak üzere sistemin tepkisini özetleyen Le Chatelier ilkesi ifade edilir (4.1).
 Gerçek gaz tepkimesi örnekleri üzerinde, girenlerin ve ürünlerin derişimlerinin artması veya eksilmesi hâlinde, derişimler cinsinden yazılmış denge ifadesindeki kesrin değerinin (Q) nasıl değişeceği tartışılır. Q < KC ve Q > KC hâllerinde dengenin kurulması için sistemin hangi yönde net tepkime vereceği (tepkimenin hangi yöne kayacağı) sorgulanır. EK-2.3’de verilene benzer örnek renk değişim tepkimelerine ait denge ifadelerinde, seyrelmenin ve tek tek madde derişimlerindeki değişmenin dengeye etkisi gözlemlenir ve yorumlanır (4.2).
 Isı değişimlerinin yer aldığı denge ifadelerinde sisteme ısı verilmesi veya sistemden ısı alınması hâlinde dengenin hangi yöne kayacağı, Le Chatelier ilkesi temelinde irdelenir. Isı vermenin sıcaklık yükselmesi, ısı almanın sıcaklık düşmesi anlamına geldiği vurgulandıktan sonra sıcaklığın, denge ifadesindeki terimlerden hangisini değiştirdiği tartışılır. Endotermik ve ekzotermik tepkimelerde sıcaklık ile KC sabiti arasındaki nitel ilişki irdelenir.
Örneğin,
N2(g) + 3H2(g) 2NH3(g) + 91,5 kJ reaksiyonunda ısı miktarı bir denge bileşeni gibi kabul edilerek Le Chatelier ilkesi temelinde irdeleme yapılabilir (4.3).
 Amonyak sentezi gibi gaz tepkimelerinde gazların kısmî basınçlarının kaç türlü değişebileceği tartışılır. Gaz ekleme/uzaklaştırma ve hacim değiştirme süreçleri sonunda gaz kısmî basınçlarının, derişimlerinin ve sonuçta dengenin nasıl etkileneceği sorgulanır. Toplam basınç değiştiği hâlde tepkimede yer alan gazların kısmî basınçlarının değişmediği durumlara örnekler verilir. Çeşitli gaz reaksiyonlarının, Le Chatelier ilkesi kullanılarak muhtelif dış etkilere tepkisi anlamında örnekler alınarak nitel denge kayması irdelemeleri yapılır (4.4).
 Katalizörlerin dengeyi, dolayısı ile dengede yer alan bileşen miktarlarını değiştirmediğini, sadece dengeye ulaşma süresini azalttığını gösterir örnekler incelenir (4.5). [!] 4.1 Suyun erimesi, buharın yoğuşması gibi basit dengeler üzerinde, sıcaklık ve basınç değişimlerine sistemin tepkisi irdelenerek Le Chatelier ilkesinin fiziksel dengelere de uygulanabildiği vurgulanır.
 4.2 Derişimlerdeki değişmenin denge hâlindeki sisteme etkisi tartışılırken, ekleme anındaki Q değeri hesaplanıp KC ile karşılaştırılacak ve buradan dengenin kayış yönü irdelenecek, ancak yeni kurulan dengedeki derişimlerin hesabına girilmeyecektir.
 4.3-4.4 Sıcaklığın ve basıncın dengeye etkisi nitel anlamda irdelenecektir.
??? 4.3 Sıcaklık artışının ekzotermik ve endotermik tepkimelere denge etkisi zıt yönlerde iken, her iki yöndeki tepkime hızlarına etkisi artma yönünde olup artış oranları farklıdır. Denge sabiti hız sabitlerinin oranı olduğu için, her iki hız arttığı hâlde, örneğin ekzotermik bir tepkimede, denge sabiti küçülür.
Sıcaklık yükselmesi/alçalması sonucu ekzotermik ve endotermik tepkimelerde hız ve denge irdelemelerinin aynı sonuca götüreceği yanılgısı, örnek tepkimeler üzerinden alıştırmalar yapılarak giderilmelidir.
??? 4.5 Katalizörün her iki yöndeki tepkime hızını aynı oranlarda artırması nedeniyle, hız sabitleri oranı değişmez. Dolayısıyla denge sabiti, sıcaklık sabit kaldığı sürece değişmez. “Hız sabiti değiştiğine göre denge sabiti de değişebilir” yanılgısı, sözü geçen oranın sabit kalabileceği düşünülmediği için ortaya çıkar ve bu yanılgı düzeltilmelidir.
??? 4.1-4.5 Le Chatelier ilkesi, dengedeki sistemlerin her dış etkiye bir tepki vereceği şeklinde yanlış yorumlanabilir. Örneğin, sabit sıcaklıkta ve kapalı bir kapta bir gaz fazı reaksiyonuna ait dengenin, ortama asal gaz basılarak bozulacağı yanılgısı çok yaygındır. “Denge hâlindeki sistemler, sadece denge ifadesini etkileyen etkenlere cevap verir.” genellemesi vurgulanıp örneklenerek bu yanılgı giderilebilir. Anlatım
Soru-Cevap
Beyin Fırtınası
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim
Kavram haritası

ARALIK 1 2 2.5. KİMYASAL REAKSİYONLARDA ÜRÜN VERİMİ
2.5.1. Reaksiyon Verimi
2.5.2. Yüzde Verim 5. Kimyasal tepkimelerde ürün verimi ile ilgili olarak öğrenciler;
5.1. Tepkimelerde girenlerin ürüne dönüşümünün tam olmayışının nedenlerini sorgular.
5.2. Tepkime denklemleri temelinde % verim hesapları yapar.  Aynı şartlarda iki reaksiyonun birbiriyle yarıştığı ve denge tepkimesi olduğu için tamamlanmayan kimyasal olay örnekleri incelenir ve bu örneklerde ürün veriminin anlamı irdelendikten sonra, % 100 verime neden ulaşılamayacağı sorgulanır.
Çeşitli endüstriyel ürünlerin elde ediliş verimleri ile ilgili problemler çözülür. Verimin %100 olmayışının ürün maliyetlerine yansıması tartışılır (5.1; 5.2).  5.1; 5.2 Verim hesapları yapılırken kimya 10. sınıf 1. ünitede işlenen mol ve mol kütlesi kavramları hatırlatılır.
??? 5.1 Reaksiyon verimlerinin %100’den düşük olmasını sadece denge kavramıyla ilişkilendirme yaygın bir yanılgıdır. Birden çok reaksiyonun birbiriyle yarışması ve birden çok ürünün oluşması olasılığı, örnekler üzerinden işlenmelidir.
 5.2 Verim hesaplamalarında molarite ve çözelti hacmi gerektiren problemler burada ele alınmayacak, “Çözeltilerde Denge” konusuna ertelenecektir.

Anlatım
Soru-Cevap
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim
Problem çözümü
3. ÇÖZELTİLERDE DENGE
ARALIK 2 2

3.1. SUYUN OTOİYONİZASYONU
3.1.1. Saf Su Mutlak Bir Yalıtkan mıdır?
3.1.2. Saf Suyun İletkenliği ve Otoiyonizasyonu
3.1.3. Suyun İyonlaşma dengesi ve pH, pOH 1. Suyun otoiyonizasyonu ile ilgili olarak öğrenciler;
1.1. Saf suyun mutlak bir yalıtkan olmayışının sebebini açıklar.
1.2. Saf suyun iletkenliğini otoiyonizasyon ile ilişkilendirir.
1.3. Suyun iyonlaşma dengesi üzerinden pH ve pOH kavramlarını açıklar.  12-24 Voltluk bir güç kaynağı kullanılarak, saf suyun elektrik akımını ilettiğini gösteren bir etkinlik yapılır. Suyun elektriği iletmesinin su içinde doğrudan elektron akışı ile mümkün olup olmayacağı, moleküldeki elektronların serbestliği-bağlılığı temelinde tartışılır. Buradan, iletimin ancak iyonlarla mümkün olacağı sonucuna ulaşılarak suyun, kendi kendine nasıl iyonlaşabileceği, suyun otoiyonizasyon dengesi üzerinden açıklanır.
Saf suyun iyonlaşma denge sabitinin oda şartlarındaki değeri verilir. Bu değer kullanılarak sudaki hidronyum ve hidroksit derişimleri hesaplanır. Bu derişimlerin sayıca değerlerinin logaritmik ifadelerinin daha pratik olup olmayacağı irdelendikten sonra pH ve pOH kavramları tanıtılır. Saf suyun pH ve pOH değerlerinin ne olacağı irdelenir. Saf suda, [H+] [OH¯] = 1,0×10-14 eşitliğinden çıkılarak pH + pOH = 14 olduğu çıkarımına ulaşılır. Bu eşitliğin her tür sulu çözelti için geçerli olup olmayacağı irdelenir (1.1-1.3). [!] 1.1-1.3 Su ortamında yalın H+ iyonu bulunamayacağı, protonun en az bir su molekülüne bağlanarak H3O+ (hidronyum) iyonu oluşturduğu, yazım kolaylığı için kullanılan H+ sembolünün gerçekte H3O+ türüne karşılık geldiği vurgulanır.
[!] 1.2; 1.3 Suyun çok az da olsa iyonlarına ayrıştığı, ayrışma denge sabitinin sıcaklıkla değiştiği, denge ifadesindeki [H2O] teriminin değeri sabit (yaklaşık 55,6) olduğu için KC yerine Ksu alma geleneğinin mantığı, Ksu değerinin sıcaklıkla değiştiği, 25 oC’ta yaklaşık olarak Ksu = 1,0×10-14 olduğu konuları işlenir. Oda şartlarında sudaki hidronyum ve hidroksit derişimleri bulunduktan sonra pH ve pOH kavramları işlenir; pH ve pOH değerlerinden H+ ve OH¯ derişimlerinin bulunması ile ilgili uygulamalar yapılır.
[!] 1.2; 1.3 Su ortamında iyonların sembollerinin sağ altına “suda” (“aq”) işareti koymanın anlamı ve önemi belirtilir; iyon sembollerinde bu işaret olmasa bile aksi belirtilmedikçe iyonun bulunduğu ortamın su olduğunun anlaşılacağı vurgulanır.
 1.3 İlköğretim 8. sınıf fen ve teknoloji dersinde, pH kavramı ile asitlik ve bazlık arasında ilişki kurulmuş; ancak logaritmik anlamına girilmemiştir.
??? 1.3 Sulu çözeltilerde pH değerinin 0-14 aralığı dışına çıkamayacağı yanılgısı oldukça yaygındır. pH’nın logaritmik tanımı gereği, [H+] değerinin 1’den büyük olması hâlinde pH’ın 0’dan küçük olabileceği açıktır. [OH¯] 1’den büyük olunca da pH > 14 olacaktır.
Sık karşılaşılan bir sorun olmamakla birlikte, bu ilkesel yanılgıyı, tanım üzerinden düzeltmek önemlidir. Anlatım
Soru-Cevap
Beyin Fırtınası
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim
Problem çözümü

3 2 3.2. ASİTLERİN VE BAZLARIN AYRIŞMA DENGELERİ
3.2.1. Asitlerin ve Bazların Bronsted-Lowry Tanımı
3.2.2. Zayıf Asit ve Bazların Ayrışma Dengeleri
3.2.3. Asitlerin ve Bazların Ayrışma Oranları 2. Asitlerin ve bazların ayrışma dengeleri ile ilgili olarak öğrenciler;
2.1. Brønsted-Lowry tanımına göre asitleri ve bazları ayırt eder.
2.2. Eşlenik (konjuge) asit-baz çiftlerini ayrışma dengeleri üzerinde gösterir.
2.3. Zayıf asit ve bazların ayrışma oranlarını hesaplar.
2.4. Asit ve bazların kuvvetlerini ayrışma denge sabitleri ile ilişkilendirir.  Aşağıdakilere benzer proton alış-veriş (protoliz) dengeleri üzerinde, proton veren ve proton alan türler belirlenir.
H2O + NH3 HO¯ + NH4+
HF + CN¯ F¯ + HCN
H3PO4 + CO32- H2PO4¯ + HCO3¯
Brønsted-Lowry asit/baz tanımı, bu dengeler üzerinde uygulamaları da verilerek işlenir. Her asidin proton verince bir baza, her bazın da proton alınca bir aside dönüştüğü, örnekleriyle irdelenir. İrdelenen örnekler üzerinden, eşlenik asit/baz çifti kavramının anlamı derinleştirilir.
Hidroksit iyonu verebilen bileşiklerin proton bağlama yetileri olduğu gerçeği üzerinden NaOH, KOH, Mg(OH)2, Ca(OH)2, Fe(OH)3 gibi bileşiklerin baz karakteri vurgulanıp Arrhenius tanımı hatırlatılır (2.1; 2.2).
 Zayıf asitlerin ve bazların sudaki ayrışma dengeleri ve bu dengelere ilişkin matematik ifadeler yazılarak “asitlik sabiti” terimi tanıtılır. Asitlik sabitinin büyüklüğü ile asidin ayrışma oranı arasındaki nitel ilişki irdelenir. Farklı derişimlerde örnek zayıf asit çözeltilerinin ayrışma oranları nicel olarak hesaplanır. Ayrışma oranlarının derişim arttıkça azalacağı sonucuna götürecek bir tartışma yapılır.
Asitlerin ayrışma oranlarının asitlik sabiti (KA) ile değişimi irdelendikten sonra “asitlerin kuvveti” kavramı işlenir ve bir asidin KA sabiti ile kuvveti arasındaki ilişki tartışılır. Baz çözeltileri için aynı tartışma yapılarak bazın ayrışma oranı ile KB arasında ilişki kurulur.
Her eşlenik asit/baz çifti için KA × KB = 1,0×10-14 bağıntısı bulunup, bir zayıf bazın bazlık sabitinin, eşlenik asidin asitlik sabitinden yararlanılarak bulunması ile ilgili uygulamalar yapılıp asit kuvvetlendikçe eşlenik bazın kuvvetinin nasıl değişeceği irdelenir.
Hidroksit tipi bazların kuvvet irdelemesi, bileşiğin çözünme dengesi üzerinden karşılaştırılır ve bazın kuvveti, suda iyonlaşma dengesinin sağa veya sola kayması ile ilişkilendirilir (2.3; 2.4). [!] 2.1 Amfoterlik kavramı örnekleriyle açıklanır.
 2.3; 2.4 Poliprotik asitlerin ve bazların ayrışma dengeleri toplu olarak yazılacak, ardışık protoliz basamakları gösterilmez.
 2.4 Asitlerin sudan başka çözücülerdeki kuvvetleri konusuna girilmeyecektir. Anlatım
Soru-Cevap
Beyin Fırtınası
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim
Problem çözümü
ARALIK 4 2 3.2.4. Asit ve Bazların Kuvvetleri
3.2.5. Katyonların ve Anyonların Asitliği/Bazlığı 2.5. Verilen asit/baz serilerinde kuvvet karşılaştırması yapar.
2.6. Katyonların ve anyonların asitliğini/ bazlığını irdeler.  HF, HCl, HBr, HI serisinde bağın sağlamlığı, klorun okso asitleri serisinde merkez atomunun yükseltgenme basamağı, farklı halojenlerin aynı yükseltgenme basamağında olduğu okso asit serilerinde de merkez atomunun elektronegatifliği temelinde asitlik kuvvetleri karşılaştırılır. Bu asitlerin eşlenik bazlarının kuvvetleri de, ilgili asitlerin kuvveti temelinde irdelenir.
Katyonların asitliği ve anyonların bazlığı, türedikleri bazın/asidin iyonlaşma dengesi kullanılarak irdelenir. Çeşitli tuzların sulu çözeltilerinin asitliği/bazlığı, katyon ve anyon ayrı ayrı ele alınarak tartışılır. Bu tartışmalar sonucunda Fe3+, Al3+ gibi katyonların asit, CN¯, CH3COO¯, F¯, NO2¯ , CO32- , PO43- gibi anyonların baz olduğu çıkarımına ulaşılır (2.5; 2.6). ??? 2.5-2.8 Asitlerin ve bazların sağlık açısından zararlarını kuvvetleri ile ilişkilendirmek gibi yaygın bir yanılgı vardır. Gerçekte, HF, CH3COOH gibi zayıf asitlerin derişik çözeltileri de çok tehlikeli maddelerdir ve özellikle tehlikeli böyle maddeler üzerinden, sağlık açısından zarar ile kuvvet arasında bir ilişki kurmamak gerektiği belirtilmelidir.
??? 2.6 Her tuz çözeltisinin nötral olacağı yanılgısı oldukça yaygındır. Katyonların ve anyonların asitliği/bazlığı ilgili bazın/asidin kuvveti ile ilişkilendirilerek bu yanılgı önlenebilir. Anlatım
Soru-Cevap
Beyin Fırtınası
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim
Problem çözümü
1

1 2 3.2.6. Kuvvetli Asit ve Baz Çözeltilerinde pH
3.2.7. Zayıf Asit ve Baz Çözeltilerinde pH
2.7. Kuvvetli asit ve baz çözeltilerinin pH değerlerini hesaplar.
2.8. Zayıf asit ve baz çözeltilerinin pH değerlerini hesaplar.  Derişimlerin yeterince büyük olduğu ve sudan gelen [H+] ve [OH¯] terimlerinin ihmal edilebileceği varsayılıp, ayrışma dengelerinin pratikçe tamamen sağa kaymış olması gerçeğinden hareketle, kuvvetli monoprotik asitler için [H+] = CA, kuvvetli monoprotik bazlar için de [OH¯] = CB bağıntıları türetilir.
Aynı varsayımlar ve denge ifadeleri kullanılarak, zayıf asitler için,
 [H+] = (KA×CA)1/2 ve zayıf bazlar için [OH¯] = (KB×CB)1/2 bağıntıları türetilir. Bu bağıntılar kullanılarak sayısal uygulamalar yapılır (2.7; 2.8).
 Ölçme Değerlendirme: İşlenen konuların kazanımlarıyla ilgili hazırlanacak olan kısa cevaplı ve açık uçlu sorulardan oluşan yazılı sınav yapılır.  2.7 Kuvvetli asit ve kuvvetli baz çözeltileri için pH hesabı yapılırken, asidin ve bazın derişimlerinin C » 10-6 M olduğu varsayılacak, çok seyreltik çözeltiler için geçerli ikinci derece denklemlerine girilmeyecektir.
 2.7; 2.8 pH hesapları yapılırken aktivite katsayısı konusuna hiç girilmeyecek, aktifliğin derişime eşit olduğu varsayılacaktır.
[!] 2.8 Zayıf asit ve bazların ayrışma dengelerinde, ayrışmamış HA veya B (baz) türünün derişimi, iyonlaşmanın düşük oranda olması hesaba katılarak, analitik derişime (CA veya CB) yaklaşık eşit kabul edilecektir.
OCAK 2
1

1
2.Yazılı Yoklama
3.3. NÖTRALLEŞME
REAKSİYONLARI
3.3.1. Nötrallik ve pH
3.3.2. Kuvvetli Asit ve Kuvvetli Baz Karışımlarında Eşdeğerlik Noktası 3. Nötrleşme reaksiyonları ile ilgili olarak öğrenciler;
3.1. Nötralliği pH temelinde açıklar.
3.2. Kuvvetli asit ve baz karışımlarının eşdeğerlik noktasındaki pH’larını tahmin eder.  Bir ortamın pH değerinin universal pH kâğıtlarıyla belirlenebileceğini göstermek için, çeşitli pH değerine sahip çözeltilere pH kâğıdı batırılır ve renkler incelenir. Fenolftalein, metil kırmızısı ve brom timol mavisi indikatörlerinin asidik/bazik ortamlardaki renk dönümlerini gözlemek için basit titrasyon deneyleri yapılır.
Saf suyun ideal nötral ortam olması, H+ ve OH¯ derişimlerinin eşitliği temelinde açıklandıktan sonra pH değeri 7’ye yakın olan sulu çözeltilerin nötrale yakın çözeltiler olduğu belirtilir.
Bir kuvvetli asidin kuvvetli baz ile eşdeğer miktarlarda karıştırılması halinde ortamda hangi iyonların bulunacağı ve bu iyonların ortamın pH değerini etkileyip etkilemeyeceği irdelenir. Böyle bir eşdeğer karışım hazırlanarak universal pH kâğıdı ile pH değeri ölçülür. Bu değer, taze kaynatılıp soğutulmuş saf suyun pH değeri ile karşılaştırılır. Kuvvetli asitler ve bazlar arasındaki nötrleşme tepkimelerinin eşdeğerlik noktasındaki pH değeri için bir genelleme yapılır. Bu tip nötrleşme tepkimelerinin eşdeğerlik noktasının deneysel olarak nasıl bulunabileceği tartışılır (3.1; 3.2). [!] 3.1-3.4 pH ölçme yöntemleri ile ilgili bir okuma parçası verilerek pH indikatörleri ve pH metreler tanıtılır. Anlatım
Soru-Cevap
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim
Problem çözümü

3 2 3.3.3. Kuvvetli Asit-Zayıf Baz ve Kuvvetli Baz-Zayıf Asit Karışımlarındaki pH
3.3.4. Tampon Çözeltiler 3.3. Kuvvetli asit/zayıf baz ve kuvvetli baz/zayıf asit karışımlarının eşdeğerlik noktasındaki asitliğini/bazlığını irdeler.
3.4. Tampon çözeltileri işlevleriyle tanımlar ve örnekler verir.  Derişimi ve hacmi bilinen örnek bir zayıf asit çözeltisine eşdeğer miktarda kuvvetli baz eklendikten sonra ortamın pH değeri, universal pH kâğıdı ile ölçülür. Bulunan pH değerinin 7’den çok büyük çıkmasının sebebi irdelenir. Bir zayıf baz çözeltisine eşdeğer miktarda kuvvetli asit katılarak aynı işlem ve irdelemeler tekrarlanır.
Her iki olay “nötrleşme” adını almakla birlikte, olay sonu pH değerinin, duruma göre, 7’den büyük veya küçük olabileceği çıkarımı yapılır (3.3).
 Konjuge bir asit/baz çiftinin asidini ve bazını birlikte ve birbirine yakın miktarlarda içeren bir ortama kuvvetli asit veya baz ilave edilince neler olabileceği irdelenir. Böyle karışımların pH değerlerinin, asit veya baz ilavesiyle fazla değişmeyeceği çıkarımına ulaşıldıktan sonra “tampon çözelti” kavramı tanımlanır. Biyolojik sıvılarda tamponların işlevine ve tamponlayıcı maddelere örnekler verilir (3.4). ??? 3.3 Zayıf asitlerin/bazların kuvvetli bazlar/asitler ile eşdeğer karışımlarında pH = 7 olacağı yanılgısı oldukça yaygın olup gösteri deneyleriyle, eşdeğerlik noktasının nötral nokta anlamına gelmediği vurgulanmalıdır.
 3.4 Tampon kapasitesi ve tamponlarda pH hesaplama konularına girilmeyecektir. Anlatım
Soru-Cevap
Beyin Fırtınası
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim

4 2 3.4. ÇÖZELTİLERDE ÇÖZÜNME VE ÇÖKELME OLAYLARI
3.4.1. Çözünme-Çökelme dengesi
3.4.2. Doymuş ve Aşırı Doymuş Çözeltiler
3.4.3. Tuzların Çözünme ve Çökelme Şartları 4. Çözünme-çökelme dengeleri ile ilgili olarak öğrenciler;
4.1. Çözünme-çökelme olaylarının dinamik bir süreç olduğunu fark eder.
4.2. Doymuş ve aşırı doymuş çözelti kavramlarını ayırt eder.
4.3. Tuzların çözünürlüğünü ve çökelme şartını irdeler.  Doymuş NaCl çözeltisine kütlesi belli NaCl kristalleri (kaya tuzu) atılarak 1 saat kadar beklenip zaman içinde kristallerin biçimlerinin değişmesi fakat kütlelerinin sabit kalması gözlemlenir. Buradan, NaCl çözünme dengesinde her iki yönde olayların durmadığı, ancak birbirini dengelediği çıkarımına gidilir.
Aşırı doymuş sodyum asetat çözeltisi hazırlamak için, sıcak suda hazırlanan doymuş çözelti biraz soğutulur. Bu çözeltiye aynı tuzun küçük bir kristali atılarak hızlı kristallenme gözlemlenir. Aşılama öncesi çözeltinin atılan tek bir kristali nasıl çoğaltabildiği tartışması ile aşırı doymuş çözelti kavramı işlenir.
Kullanılan tuzun çalışma sıcaklığındaki çözünürlüğü mol/L cinsinden ifade edilir. Çözünürlük çarpımının (Kçç) matematik anlamı irdelenir. Yapılan deneyde fazladan çökelmenin nedeni tartışılarak çökelme şartı (Q > Kçç) türetilir (4.1- 4.3).
 Çözünme ısısının birlikte gösterildiği denge ifadeleri üzerinde, Le Chatelier ilkesi kullanılarak, katı, sıvı ve gaz maddelerin çözünürlüğünün sıcaklıkla değişimi irdelenir. Çözeltilerden saf tuzlar elde etmek için soğutma ve buharlaştırmadan nasıl yararlanılabileceği tartışıldıktan sonra, deniz suyundan NaCl ve göl sularından Na2SO4 üretimi gibi endüstriyel süreçlere ilişkin, gerçeği yansıtan problemler çözülür (4.3- 4.5).  4.1- 4.3 Nitel anlamda çözünme ve çözünürlük kavramları 9. sınıf, derişim kavramı da 10. sınıf kimya dersinde işlenmiştir.
[!] 4.1 Doymuş çözeltilerde kristallerin şekil değişimi, çalışma sıcaklığına göre birkaç saat alabilir.
[!] 4.1; 4.2 Aşırı doymuş çözeltilerden kristallenme temelinde çalışan ısıtma torbaları (yelekleri) ile ilgili bir okuma parçası verilir.
??? 4.3 Çözünme hızı ile çözünürlük çoğu zaman birbiriyle karıştırılır. Örneğin Li2SO4 tuzu sıcaklık arttıkça daha hızlı fakat daha az çözünür. Hız, dengeye daha çabuk ulaşma sonucunu getirirken çözünürlük, denge anı ile değil, denge sabiti ile ilgili bir büyüklüktür. Anlatım
Soru-Cevap
Beyin Fırtınası
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim
Kavram Haritası

ŞUBAT 3 2 3.4.4. Sıcaklığın Çözünürlüğe Etkisi ve Çözünme Entalpisi
3.4.5. Gazların Çözünürlüğü ve Basınç
3.4.6. Ortak İyon Etkisi
3.4.7. pH Etkisiyle Çözünürlüğün Değişimi 4.4. Sıcaklığın çözünürlüğe etkisini çözünme entalpisi ile ilişkilendirir.
4.5. Sıcaklık değişimi ve buharlaştırmaya bağlı kristallenme süreciyle ilgili problemleri çözer.
4.6. Gazların çözünürlüğüne basınç etkisini irdeler.
4.7. Tuzların çözünürlüğünde ortak iyonun etkisini sayısal örneklerle açıklar.
4.8. pH etkisiyle çözünürlüğün değişmesine ilişkin tahminler yapar.  Maden suyu, gazoz gibi içeceklerin kapakları açıldığında gözlemlenen hafif patlamanın ve ardından gaz çıkışının nedeni irdelenir. Gazların kısmi basınçları ile sudaki çözünürlükleri arasındaki bağıntıyı veren Henry kanunu kullanılarak dağcıların ve dalgıçların yaşadığı tehlikeler açıklanır (4.6).
 Tuzların, kendi yapılarında var olan bir iyonu başka bir kaynaktan içeren çözeltilerdeki çözünürlüğünü, saf sudaki çözünürlükleri ile karşılaştırmak için Le Chatelier ilkesi kullanılır. Konu ile ilgili sayısal örnekler çözülür.
 Hidroksit tipi bileşiklerin çözünürlüklerinin pH değerine bağımlılığı irdelendikten sonra, anyonu zayıf baz olan CaCO3, Ca3(PO4)2 gibi tuzların çözünürlüklerinin pH ile değişimi nitel olarak tartışılır. Asitli yiyeceklerin dişleri aşındırması ve kireçli kayaçlarda sarkıt/dikit/traverten oluşumu bu konu ile ilişkilendirilir (4.7; 4.8).  4.7 Çözünürlüğe ortak iyon etkisi ile ilgili problemlerde, ortak iyonun ikincil kaynaktan gelen derişimi, ilgi konusu tuzdan gelecek derişim yanında çok büyük seçilmeli; ikinci ve daha büyük dereceden denklem çözümü gerektirecek problemlere girilmemelidir. Anlatım
Soru-Cevap
Beyin Fırtınası
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim
Problem çözümü
4 2 3.5. KOMPLEKS OLUŞMA-AYRIŞMA DENGELERİ
3.5.1. Koordinasyon Bağlarının Oluşma Mekanizması
3.5.2. Lewis Asitleri ve Bazları
3.5.3. Komlekslerin Kararlılıkları ve Oluşum Sabitleri
3.5.4. Kompleks Oluşumunun Çözünürlüğe Etkisi
3.5.5. İnsan Vücudu ve Kompleksler 5. Kompleks oluşma-ayrışma dengeleri ile ilgili olarak öğrenciler;
5.1. Koordinasyon bağlarının oluşma mekanizmasını açıklar.
5.2. Lewis asitlerini ve bazlarını örnekler üzerinde ayırt eder.
5.3. Komplekslerin kararlılıklarını oluşum sabitleri ile ilişkilendirir.
5.4. Kompleks oluşumunun çözünürlüğe etkisini örneklendirir.
5.5. İnsan vücudunda kompleks oluşumlarının rol oynadığı süreçlere örnekler verir.  BF3 ile NH3 arasında oluşan koordinasyon bağı, B-F ve N-H bağları ile karşılaştırılır. Bu karşılaştırma sonunda, kovalent bağ ile koordinasyon bağı arasındaki tek farkın oluşum mekanizması olduğu çıkarımı yapılmalıdır. Koordinasyon bağlarına Cu2+-NH3, Fe3+ – CN¯ gibi başka örnekler verildikten sonra “Lewis Asidi/ Lewis Bazı” kavramları açıklanır. Komplekslerde Lewis asitlerinin “merkez atomu”, Lewis bazlarının da “ligand” adını aldığı, çeşitli kompleks örnekleri üzerinde merkez atomu ve ligand belirlenerek işlenir (5.1; 5.2).
 [ PbI4 ] 2- , [Cu(NH3)4] 2+ gibi komplekslerin oluşum dengeleri yazılarak oluşum sabitlerinin büyüklüğü ile kompleksin kararlılığı arasında ilişki kurulur.
Pb(NO3)2 çözeltisine KI çözeltisinin önce azı eklenerek PbI2 oluşturulur. Oluşan çökelek, KI çözeltisinin aşırısı ile çözülür. Ortak iyonun çözünürlüğü azaltması beklenirken artırmasının sebebi tartışılır. Kompleks oluşumu ile çözünme olaylarına başka örnekler verilir. EK-3.1’de verilene benzer çözünme olaylarında kompleks oluşumunun etkisi irdelenir (5.3; 5.4).
 Solunum sürecinde oksijen molekülünün hemoglobindeki “hem” birimine bağlanması, karbon monoksit solumanın zehir etkisi, metal zehirlenmelerinde yoğurdun sağaltım etkisi gibi örnekler, kompleks oluşumu üzerinden açıklanır (5.5).  5.1; 5.2 Komplekslerin IUPAC sistematik adlandırma sistemine girilmez.
 5.2- 5.4 Komplekslerde merkez atomu orbitallerinin hibritleşmesi, kompleksin geometrisi, merkez atomu koordinasyon sayısının açıklaması ve ligandlarda diş sayısı konularına girilmez.
 5.5 Ünite 2’de sözü geçen özel katalizörlerden enzimler konusu ile ilişkilendirilir. Anlatım
Soru-Cevap
Beyin Fırtınası
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim

ŞUBAT 5 2 3.6. TİTRASYON
3.6.1. Tesir Değerliği, Eşdeğer Kütle ve Eşdeğer Sayısı
3.6.2. Tepkimelerin Sonlanma Noktalarını Gözlemleme Yöntemleri 6. Titrasyon ile ilgili olarak öğrenciler;
6.1. “Tesir değeri”, “eşdeğer kütle” ve “eşdeğer sayısı” kavramlarını örnekler üzerinde açıklar.
6.2. Çeşitli tepkimelerin sonlanma noktalarını gözlemleme yöntemlerini irdeler.
6.3. Titrasyonlarla ilgili problemleri çözer.  Çeşitli tepkime tiplerine, aşağıda verilenlere benzer örnekler alınır.
H3PO4 + 3NaOH  Na3PO4 + 3H2O
2HCl + Ca(OH)2  CaCl2 + 2H2O
KMnO4 + 5FeCl2 + 8HCl  KCl + MnCl2 + 5FeCl3 + 4H2O
H2O2 + SO2  H2SO4
Ag++ Cl¯  AgCl
Bu örnekler üzerinde, tesir değerini bulmak için, asit-baz tepkimeleri için, “alınan/ verilen proton sayısı”, redoks tepkimeleri için “alınan/verilen elektron sayısı”, çözünme çökelme tepkimeleri için de, “tepkimeye giren türün yükü” ölçütlerinin esas alınması tartışılır. Tesir değeri, “z” sembolü ile gösterilir.
Mol kütlesi ve tesir değeri kullanılarak “eşdeğer kütle” kavramı irdelenir. Çeşitli maddelerin eşdeğer kütleleri bulunurken, maddenin girdiği tepkimenin esas alınacağı vurgulanır (6.1).
 Renk değişimi, pH değişimi ve çökelek oluşumu ile tepkimelerin sonlanma noktasının nasıl gözlenebileceği, örnekler üzerinde tartışılır. Renk oluşumuna örnek olarak, derişimi bilinen AgNO3 çözeltisi ile Cl¯ iyonu titre edilirken, ortama ilave edilen K2CrO4 ile Ag+ iyonunun, titrasyon sonunda kiremit rengi Ag2CrO4 çökeleği oluşturması, sınıf ortamında gösteri deneyi olarak yapılabilir. Asit-baz titrasyonlarında pH indikatörlerinin renk değiştirmesine ilişkin öğrenci etkinlikleri yapılır. KMnO4 çözeltisi ile H2C2O4 (oksalik asit) titre edilerek dönüm noktası gözlemlenir (6.2).
 Bir örnek titrasyona esas olan reaksiyon denklemi yazılıp, tepkimeye giren maddelerin mol sayıları ve eşdeğer sayıları irdelenir. Buradan, mol kütlesi ve eşdeğer kütle kavramları arasındaki farkın açıklamasına geçilir. Mol kütlesi, eşdeğer kütle, mol sayısı ve eşdeğer sayısı kavramları kullanılarak, farklı haller için, tesir değeri kavramı açıklanır. Farklı hallere aşağıda örnekler verilmiştir:
2HCl + Ca(OH)2  CaCl2 + 2H2O
H3PO4 + 3NaOH  Na3PO4 + 3H2O
2Al + 6HCl  2AlCl3 + 3H2
H2SO4 + BaCl2  BaSO4 + 2HCl
Titrasyonlarda, girenlerin eşdeğer sayılarının eşit olması ilkesinden çıkılarak problemler çözülür. Bu problemlerde, derişimleri bilinen çözeltiler arasındaki tepkimeler için,
(z1M1)V1 = (z2M2)V2
ve ayarlı bir çözelti ile miktarı bilinmeyen bir madde arasındaki tepkimeler için de
m = M1z1V1(MA)2/z2
bağıntılarının türetileceği sonucuna varılır (6.3). [!] 6.1 Asit-baz, redoks ve çözünme-çökelme tepkimelerine giren maddeler için, “tesir değeri”, “eşdeğer kütle” ve “eşdeğer sayısı” kavramları örneklendirilir.
 6.1- 6.3 Titrasyonla ilgili problemlerde, formül kullanarak kısa yoldan çözüm yerine, “reaksiyona girenlerin eşdeğer sayılarının eşitliği” ilkesinden çıkılıp bu formüllerin türetilmesine götüren mantıklar üzerinden düşünmek daha yararlıdır.
 6.1- 6.3 IUPAC tarafından terk edilmesi önerilen “normalite” kavramı kullanılmayacak; onun yerine denkleme dayalı stokiyometri mantığı ve molariteler kullanılacaktır.
??? 6.1- 6.3 Bir maddenin “tesir değeri” nin her durumda aynı kalacağı yanılgısı yaygındır. Örneğin, HNO3 bileşiği için asit-baz reaksiyonlarında z = 1 iken, NO çıkışına dayalı redoks reaksiyonlarında z = 3’tür. Böyle örneklerle, tesir değerinin işleme esas reaksiyona göre değiştiği fikri vurgulanmalıdır. Anlatım
Soru-Cevap
Beyin Fırtınası
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim
Problem çözümü

4. ELEKTROKİMYA
1 2 4.1. MADDE-ELEKTRİK İLİŞKİSİ
4.1.1. Yükseltgenme-İndirgenme, elektrik Akımı ve Maddesel Değişim
4.1.2. Faraday’ın Elektroliz Kanunu 1. Madde-Elektrik enerjisi ilişkisi ile ilgili olarak öğrenciler;
1.1. Faraday kanunlarının nicel ifadelerini açıklar ve kullanır.
1.2. Yükseltgenme-indirgenme, elektrik akımı ve maddesel değişim arasında ilişki kurar.  Faraday’ın deneysel yoldan bulduğu elektroliz kanunlarının matematik ifadeleri verilerek bu bağıntıların indirgenme/yükseltgenme, alınan-verilen elektron sayısı, elektronun yükü ve mol kavramından yararlanılıp nasıl türetileceği irdelenir. Türetilen bağıntı kullanılarak ilgili problemler çözülür (1.1; 1.2).  1.1 Faraday kanunları konusu, 10. sınıf , “Atomun Yapısı” ünitesinde (1. ünite), atom kavramının tarihsel gelişimi bağlamında verilmiş olup gerekli hatırlatma yapılır. Anlatım
Soru-Cevap
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim
Problem çözümü
MART 2 2 4.1.3. Redoks Tepkimeleri 1.3. Redoks tepkimelerinin denklemleri üzerinde indirgenen ve yükseltgenen türleri belirler.  Redoks olaylarında yükseltgenme basamağı/iyon yükü genelde değişmeyen IA ve IIA grubu katyonları ile Zn2+, Ag+, NH4+ katyonları ve yaygın anyonlar hatırlatıldıktan sonra, örnek denklemler üzerinde, bunların yükünden yararlanılarak indirgenen/yükseltgenen türlerin nasıl bulunacağı irdelenir. Oksit/peroksit ve proton/hidrür çiftlerinin özel durumuna örnekler verilir. Bu irdelemeler sırasında formüllerdeki katsayıların ve alt indislerin anlamları hatırlatılır. [!] 1.3 Yaygın anyonlardan halojenürler, hidroksit, siyanür, nitrat, nitrit, permanganat, halojenlerin okso anyonları, oksit, sülfür, sülfat, sülfit, karbonat, silikat, kromat, dikromat, nitrür, fosfür ve fosfat verilir.
 1.3 9. sınıf 2. ünite ile ilişkilendirilir. Anlatım
Soru-Cevap
Sunuş yoluyla öğretim
Problem çözümü
3 2 4.1.4. Redoks Denklemlerinin Denkleştirilmesi
1.4. Redoks denklemlerini denkleştirir.  Aşağıda birer örneği verilen redoks tepkime tiplerinin her birinde denkleştirmenin nasıl yapılacağı, ayrı ayrı örnekler üzerinde irdelenir. Bu irdelemelerde, “alınan ve verilen elektron sayılarının eşitliği ilkesi” ve “yarı reaksiyon” kavramı kullanılır.
FeCl3 + SnCl2  FeCl2 + SnCl4 Al + H2SO4  Al2(SO4)3 + H2
Cu + HNO3  Cu(NO3)2 + NO + H2O Cl2 + NaOH  NaCl + NaClO + H2O
H2O2 + NaClO  NaClO3 + H2O H2O2 + FeS + HCl  FeCl3 + H2SO4 + H2O
 Nötr maddelerle denkleştirme örneklerinden sonra asidik ve bazik ortamlarda iyonik denklemlerin denkleştirilmesi örneklerle işlenir (1.3; 1.4). Sunuş yoluyla öğretim
Problem çözümü
4 2 4.1.5. Redoks Tepkimeleri İle İlgili Problemler
1.5. Redoks tepkimeleri ile ilgili sayısal problemleri çözer.  Denkleştirilmiş redoks tepkimeleri temelinde, mol sayısı, kütle, standart koşullarda gaz hacmi ve alınan-verilen elektronların toplam yükü kavramlarını içeren problemler çözülür (1.5) Soru-Cevap
Problem çözümü
1 1
1 1.Yazılı Yoklama
4.2. STANDART ELEKTROT POTANSİYELİ
4.2.1. Elektrot, Yarı Hücre, Galvanik Hücre ve Elektrolitik Hücre
4.2.2. Standart Elektrot Potansiyeli 2. Standart elektrot potansiyelleri ile ilgili olarak öğrenciler;
2.1. Elektrokimyasal anlamda elektrot, yarı hücre (yarı pil), galvanik hücre ve elektrolitik hücre kavramlarını ayırt eder.
2.2. Standart indirgenme potansiyellerini, standart hidrojen yarı hücresi temelinde açıklar.  Ölçme Değerlendirme: İşlenen konuların kazanımlarıyla ilgili hazırlanacak olan kısa cevaplı ve açık uçlu sorulardan oluşan yazılı sınav yapılır.
 CuSO4/Cu ve ZnSO4/Zn yarı hücrelerinden oluşan galvanik hücrenin şeması üzerinde çözeltilere daldırılan metal tel veya şeritlerin “elektrot”; her elektrotla daldırıldığı çözeltinin oluşturduğu sistemin “yarı hücre”; yarı hücrelerin metalik iletken ve tuz köprüsüyle birleştirilmesinden oluşan bütünün “galvanik hücre” olduğu belirtilip bu sistemden nasıl elektrik akımı elde edildiği tartışılır. Katot/anot, indirgenme/yükseltgenme temelinde tanımlanır. Cu/Zn pili oluşturularak elektrik enerjisi elde edilebildiği, devrede bulunan bir ampulün yanması ile gösterilir. Hücredeki redoks olayının istemliliği ile galvanik hücre arasında ilişki kurulur.
İncelenen hücredeki olayın tersine döndürülmesi için ne yapılabileceği tartışılır. Elektrik enerjisi yardımıyla zorlamalı yürütülen redoks olaylarının gerçekleştiği sistemlere “elektrolitik hücre” dendiği belirtildikten sonra galvanik ve elektrolitik hücrelerin farkı tartışılır; “elektrokimyasal hücre” kavramı irdelenir (2.1). ??? 2.1 “Elektrot” terimi, IUPAC geleneğine uygun olarak, “çözeltiye batırılan metal tel, kafes veya levha” anlamında kullanılacak, yarı hücre ve elektrot terimlerinin eşdeğer anlamda kullanımından kaynaklanan kavram kargaşasından kaçınılacaktır.
 2.2 Standart hidrojen yarı hücresi tanımlanırken elektrot olarak platin kullanıldığı belirtilecek, ancak bu tercihin nedeni üzerinde durulmayacaktır. Anlatım
Soru-Cevap
Beyin Fırtınası
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim
Problem çözümü

NİSAN 2 2 4.2.3. Elektrot Potansiyelini Etkileyen Faktörler 2.3. Elektrot potansiyellerinin derişim ve sıcaklıkla değiştiğini fark eder.  Bir galvanik hücredeki redoks olayının istemliliğini bir başka galvanik hücreninki ile karşılaştırmak için, galvanik hücre elektrotları arasındaki potansiyel farkının bir ölçü olup olamayacağı irdelendikten sonra, standart hidrojen elektrodu ve bu elektrot kullanılarak ölçülen standart indirgenme potansiyellerini içeren çizelge incelenir.
Elektrot potansiyellerinin nelere bağlı olduğu tartışılır; Nernst denklemi ve bu denkleme göre elektrot potansiyellerinin yükseltgenmiş ve indirgenmiş tür derişimi ile değişimi irdelenir. Derişim pillerinin elektrik akımı üretme mekanizması açıklanır (2.2-2.4). Anlatım
Soru-Cevap
Buluş yoluyla öğretim

3 2 4.2.4. Redoks Reaksiyonlarının İstemliliği ve Elektrot Potansiyelleri 2.4. Redoks reaksiyonlarının istemliliğini elektrot potansiyelleri temelinde irdeler.  Standart elektrot potansiyellerinin, sulu ortamdaki redoks olaylarının istemliliğini irdelemede nasıl kullanılacağı tartışılır. Elektrot potansiyellerinin sırası ile iyonlaşma enerjileri sırasının ilişkisi irdelenir ve aradaki farkın nereden kaynaklandığı açıklanır (2.4). [!] 2.4 Standart indirgenme potansiyelleri sırasının, iyonlaşma enerjileri sırasına uymadığı; bu potansiyellerde, su ortamındaki çözünme entalpilerinin de katkısı olduğu vurgulanır. Sunuş yoluyla öğretim
Problem çözümü
4 1

1 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI
4.3. ELEKTROKİMYASAL HÜCRELER
4.3.1. Galvanik Hücrelerin Çalışma İlkesi
3. Elektrokimyasal hücreler ile ilgili olarak öğrenciler;
3.1. Galvanik hücrelerin çalışma ilkelerini açıklar.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile ilgili öğrenciler:
1.1. TBMM’nin açılışının Türk Tarihi’ndeki yerini bilir
1.2. Atatürk’ün “Hâkimiyet, Kayıtsız ve Şartsız Milletindir” özdeyişini kavrar.
Ulusal egemenliğin önemini kavrar.  23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Etkinlikleri: TBMM’nin açılışının Türk Tarihi’ndeki yeri ile ilgili bilgi verilir.
 Atatürk’ün “Hâkimiyet, Kayıtsız ve Şartsız Milletindir” özdeyişi üzerine sınıf içi tartışma yapılır. Ulusal egemenliğe verilen önem üzerinde durulur.
 Halk dilinde “pil” adını alan sistemlerin birer galvanik hücre olduğu belirtilir. Bir galvanik hücre şeması üzerinde, elektronların dış devrede hangi elektrottan çıkıp hangi elektroda girdiği, hücredeki redoks olayı yürürken elektrotların çevresinde neden bir kutuplanmanın (polarizasyonun) ortaya çıktığı, tuz köprülerinin -veya yarı geçirgen zarların- kutuplanmayı nasıl önlediği tartışılır. Galvanik hücreden elektrik akımı çekildikçe yarı hücrelerin potansiyellerinin nasıl değişeceği tartışılır. Pilin elektromotor kuvveti (pil potansiyeli) tanımlanıp nasıl hesaplanacağı irdelenir.
Bir pildeki redoks sistemlerinin (yarı hücrelerin) cinsinin ve pilin büyüklüğünün pilin hangi özelliklerini etkileyeceği tartışmaya açılır. Pillerin elektrik enerjisi sağlama kapasitelerinin neden sınırlı olduğu ve yeniden doldurulabilir pillerin hangi özellikleri taşıması gerektiği irdelenir (3.1). ??? 3.1-3.5 Katyon ve anyon terimlerinin katot ve anottan türemiş olması nedeniyle, katyonların katotta anyonların da anotta toplandığı, örneğin bir anyonun katoda yaklaşamayacağı yanılgısı oldukça yaygındır. Hâlbuki bir anyon olan kromatın katotta indirgenerek Cr3+ veya metalik Cr oluşturabildiği de bilinmektedir. Katot ve anot kavramlarının yük temelinde değil gerçekleşen elektrokimyasal değişim temelinde adlandırılması gerçeğinden hareketle bu yanılgı giderilebilir.
Anlatım
Soru-Cevap
Beyin Fırtınası
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim
Problem çözümü
1 2 4.3.2. Pil Çeşitleri 3.2. Yaygın pillere örnekler verir.
3.3. Çok kullanımlık pillerin (akü) yaygın örneklerinin çalışma ilkelerini açıklar.  Bir Zn-MnO2 pili açılarak yapısı incelenir. Bu pilin çalışma ilkesi şema üzerinde açıklanır ve incelenen pil içerikleri şema ile ilişkilendirilir. Piyasada yaygın olan alkali pillerin, lityum pillerinin ve kurşunlu akümülatörlerin çalışma ilkeleri şemalar üzerinde irdelenir. Diğer çok kullanımlık pillere örnekler verilir (3.2; 3.3) [!] 3.3 İncelenen pil örneklerindeki kimyasal tepkimeler verilecektir.
[!] 3.3 Yakıt pilleri ile ilgili bir okuma metni verilir.
Anlatım
Soru-Cevap
Sunuş yoluyla öğretim
Problem çözümü
MAYIS 2 2 4.3.3. Elektroliz ve Standart Elektrot Potansiyelleri
4.3.4. Endüstriyel Elektroliz Uygulamaları 3.4. Elektroliz olayını, standart elektrot potansiyelleri temelinde açıklar.
3.5. Endüstriyel elektroliz uygulamalarına örnekler verir.
3.6. Elektrik akımı-zaman-değişen madde miktarı ilişkilerini kullanarak hesaplamalar yapar.  Standart indirgenme potansiyelleri göz önüne alınınca istemsiz görünen redoks tepkimelerinin nasıl istemli hâle getirilebileceği tartışılır. Suyun elektrolizi ve laboratuvarda bu iş için kullanılan Hoffmann voltametresi incelenir. Bu voltametre ile H2 ve O2 elde edilerek gaz hacimleri karşılaştırılır; bu gazların kendiliğinden birleşerek su oluşturduğu gösterilerek elektrolizin istemsiz bir olay olduğu sonucuna gidilir. Gaz hacimlerinden gaz kütleleri bulunur ve bulunan kütlelerle, Faraday bağıntısı doğrulanır (3.4).
 Endüstride bakırın saflaştırılması, nikel kaplama ve krom kaplama gibi elektroliz uygulamaları, temel reaksiyonları ile incelenir. Elektrolitik indirgeme yöntemiyle elde edilen ürünlerin neden pahalı olduğu irdelenir (3.5).
 Faraday bağıntısı kullanılarak, elektriksel büyüklüklerle mol sayıları ve kütleler arasındaki ilişkileri içeren problemler çözülür (3.6).

[!] 3.5 Endüstriyel korozyon ve korozyon önleme teknikleri (alüminyum anotlama, kurban anot kullanma gibi) ile ilgili bir okuma metni verilir. Anlatım
Soru-Cevap
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim
Problem çözümü
5. ÇEKİRDEK KİMYASI
MAYIS 3 2 5.1. ÇEKİRDEĞİN YAPISI VE KARARLILIĞI
5.1.1. Atom Altı Tanecik
5.1.2. Kararlılık Kuşağı
5.1.3. Doğal Radyoaktiflik
19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI 1. Çekirdeğin yapısı ve kararlılık ile ilgili olarak öğrenciler;
1.1. Atom altı taneciklerin temel parçacık olup olmadıklarını sorgular.
1.2. Nükleonların yapı taşlarını ve diğer temel parçacıkları sınıflandırır.
1.3. İzotop çekirdeklerinin yapısı ile kararlılığı arasında ilişki kurar.
1.4. Kararsız izotopların kararlı hâle geçiş mekanizmalarını (doğal radyoaktifliği) açıklar.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı il ilgili olarak öğrenciler;
1.1. Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a çıkmasının Türk Tarihindeki önemini bilir.
1.2. Atatürk’ün gençler verdiği önemi bilir.
Atatürk’ün “Ey Yükselen Yeni Nesil! İstikbal Sizindir.” Özdeyişini kavrar.  “Maddenin bölünmez bir yapı taşı var mıdır?” sorusu esas alınarak, atom altı taneciklerin nasıl çarpıştırılabileceği ve halen başarılmış çarpıştırma deneylerinin sonuçları tartışılır.
Bu deney sonuçlarından hareketle geliştirilen standart modelin, leptonlar ve kuarklar ile ilgili kısmı özetlenir. Atom çekirdeğindeki protonların ve nötronların farklı kuark tiplerinin bir araya gelmesi ile oluşumuna ilişkin çıkarımlar irdelenir. Nükleonların (proton, nötron) gerçekte temel parçacık sayılıp sayılamayacağı tartışılır (1.1).
 Nükleonların hızlandırıcılarda çarpıştırılması deneylerinin sonuçları kısaca özetlendikten sonra bu sonuçları açıklamak için varlıkları teorik olarak ortaya konulan kuarkların ve leptonların, yükleri ve ‘renkleri’ incelenir. Protonun ve nötronun yapısını teşkil eden kuarkların tipleri ve yükleri irdelendikten sonra protondaki ve nötrondaki kuarkları bir arada tutan “güçlü nükleer kuvvetler” ve proton içi/nötron içi yük dağılımının asimetrik olmasından kaynaklanan “dipol” karakter ele alınarak bu parçacıkların çekirdekte bir arada bulunabilmelerinin sebebi, “zayıf nükleer kuvvetler” ile açıklanır (1.2).
Kararlı doğal izotopların nötron sayıları proton sayılarına karşı grafiğe alınarak oluşturulan “kararlılık kuşağı” incelenir. Proton ve nötron sayıları ile bulunan noktanın bu grafikteki yerine bakılarak çeşitli izotopların kararlı olup olmayacağı irdelenir. Bir çekirdeğin kararlılığı ile içerdiği proton ve nötron sayıları arasında ilişki bulunduğu sonucuna varıldıktan sonra, çekirdekte proton ve nötronların yerleşimi sorgulanır (1.3).
 Kararlılık kuşağının altında, üstünde ve ötesinde yer alan çekirdeklerin, beta () ışıması, nötron yakalama; pozitron yayma, elektron yakalama ve alfa () ışıma yolu ile kararlı hâle geçişleri örnekleri ile işlenir. Yayılan ışın tiplerinin atom numarası ve kütle numarasında yol açtığı değişimler irdelenir.
Yalnızca gama () ışıması yaparak kararlı hale geçen radyoaktif izotop örneklerinin yaydıkları bu ışınların, elektronların katman değiştirmesinden kaynaklanmadığı bilgisi kullanılarak, nasıl oluştukları sorgulanır.  fotonlarının çekirdek tarafından yayılmış olmasından çıkılarak, nükleonların da elektronlar gibi belli enerji düzeylerine dağılmış olduğu, çekirdeklerin temel ve uyarılmış enerji düzeylerinden söz edilebileceği sonucuna götürecek yönlendirilmiş bir tartışma yapılır (1.4; 1.5).
 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Etkinlikleri: Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a çıkmasının Türk Tarihindeki önemi hakkında bilgi verilir.
 Yine Atatürk’ün “Ey Yükselen Yeni Nesil! İstikbal Sizindir” özdeyişi ile gençlere verdiği önemden söz edilir.  [!] 1.2 Elektron ve pozitron haricindeki leptonların isimlendirilmesine girilmez; antilepton sayılarını belirtmekle yetinilir. Antikuarklar, gluonlar ve spine göre sınıflandırma (hadronlar, fermionlar) konularına girilmez.
 [!] 1.2 Kuarklar ile leptonlardan elektron, antileptonlardan ise pozitron tanıtılır; her kuarkın bir antikuarkı olduğu belirtilir. Kuarkların yükleri ve ‘renk’ özellikleri açıklanır.
 Öğrenciler, tabiattaki temel kuvvetleri 9. Sınıf Fizik dersi 4. ünitede ismen öğrenmişlerdir.
[!] 1.4 Çekirdekteki katmanlı enerji düzeylerinin henüz ayrıntıları ile bilinmediği vurgulanır.
 1.4 Radyoaktif parçalanma serileri ile ilgili kütle numarası/atom numarası hesaplama uygulamalarında gerçek örnekler kullanılır; hipotetik örnekler üzerinden ölçme-değerlendirme yapılmaz. Anlatım
Soru-Cevap
Beyin Fırtınası
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim
Problem çözümü
Kavram Haritası
4 1

1
5.2. YAPAY ÇEKİRDEK REAKSİYONLARI FİSYON VE FÜZYON
5.2.1. Çekirdek Dönüşümü (Transmutasyon)
5.2.2. Nükleer Enerji 2. Yapay çekirdek reaksiyonları, fisyon ve füzyon ile ilgili olarak öğrenciler;
2.1. Çekirdek dönüşümünü açıklar ve örneklendirir.
2.2. Yaygın kullanılan yapay radyoaktif izotopların üretimini çekirdek dönüşümleriyle ilişkilendirir.
2.3. Çekirdek fisyonunu örnek denklemlerle açıklar.
2.4. Nükleer reaktörlerin işlevini ve çalışma ilkelerini açıklar.
2.5. Nükleer enerjiyi sosyal, ekonomik ve çevre yönüyle sorgular.
2.6. Geleceğin enerji kaynağı olarak füzyonu ve önemini açıklar.  Hafif izotop çekirdeklerinin nötron (n), proton (p) ve alfa () parçacıkları ile bombardımanı sonucu ortaya çıkan çekirdek dönüşümlerle ilgili Rutherford’ın ilk deneyimi (1919) ve başka örnekler incelenir. Bu tepkimelere ilişkin denklemlerin nasıl denkleştirileceği tartışılır.
Çekirdek dönüşümü yoluyla doğada bulunmayan izotopların elde edilip edilemeyeceği tartışıldıktan sonra, özellikle tıp alanında kullanılan iyot-131, talyum-201, teknesyum-99, kobalt-60 gibi yapay radyoizotopların elde ediliş yöntemlerine ilişkin denklemler incelenir (2.1; 2.2).
 U-235 ve Pu-239 izotoplarının nötron bombardımanıyla fisyona uğrama tepkimelerine örnek denklemler yazılır. Zincir reaksiyonu kavramı açıklanır. Fisyon reaksiyonunun nasıl kontrol edilebileceği irdelenir. Fisyon tepkimelerinin nasıl enerji açığa çıkardığı sorgulanır.
Nükleer reaktörlerde yakıtın ve moderatörün işlevi tartışılır. Reaktörün çalışma ilkeleri şekil üzerinde açıklanır. Nükleer reaktörlerin enerji üretimi yanında yapay izotop elde etme işlevlerine örnekler verilir (2.3; 2.4).
 Nükleer enerji, maliyet, çevre ve sürdürülebilirlik açısından diğer enerji kaynaklarıyla karşılaştırılarak irdelenir. Nükleer santrallerin hangi şartlarda kabul edilebilir bir çözüm olabileceği konusunda bir tartışma açılır.
Nükleer atıklardaki çeşitli radyoizotopların nasıl oluştuğu sorgulandıktan sonra yarı ömür kavramı irdelenir. Yarı ömür kavramı çerçevesinde nükleer atıkların gelecek için tehlikeli bir kirletici sayılmasının nedeni tartışılır (2.5).
 Hafif çekirdeklerin kaynaşması (füzyon) örneklerle açıklanır. Füzyon reaksiyonlarında birim kütle başına enerji kazanımı, fisyon reaksiyonlarıyla karşılaştırılır. Füzyon yoluyla enerji elde etmenin çevre ve sürdürülebilirlik açısından önemi tartışılır.
Füzyon reaksiyonlarının oluşma şartları gözden geçirilerek güneşte süre giden bu olayların yeryüzünde neden henüz başarılamadığı irdelenir (2.6).
 Ölçme Değerlendirme: İşlenen konuların kazanımlarıyla ilgili hazırlanacak olan kısa cevaplı ve açık uçlu sorulardan oluşan yazılı sınav yapılır.  2.1 Çekirdek dönüşümleri ile ilgili kütle numarası/atom numarası hesaplama uygulamalarında gerçek örnekler kullanılır; hipotetik örnekler üzerinden ölçme-değerlendirme yapılmaz.
[!] 2.4; 2.5 Nükleer reaktörlerle ilgili bir okuma metni verilir. Bu metinde, uranyumun doğal izotopları, bu izotopların fisyon özellikleri, uranyum izotoplarının birbirinden ayrılması, nükleer reaktörde oluşan yapay radyoizotoplar, atıkların zararsız hâle getirilmesi, U-238 izotopuna nötron difüzyonu sonucu ağır izotopların oluşması, bu izotoplardan bazılarının atom bombası yapımında kullanılması ve bunların sonucu olarak U-235, U-238 karışımı ve Pu-239 yakıtlarını kullanan iki reaktörün stratejik açıdan neden farklı oldukları açıklanır.
[!] 2.5 Yaygın kullanılan ve nükleer reaktörlerde oluşup atıklara karışan radyoizotopların yarı ömürleri ile ilgili bir çizelge verilir.
[!] 2.6 Güneş ve yıldızların enerjilerini nasıl ürettikleri konusu hakkında bir okuma parçası verilir. Anlatım
Soru-Cevap
Beyin Fırtınası
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim
Problem çözümü
HAZİRAN 1 1
1 2.Yazılı Yoklama
5.3. AKTİFLİK, RADYOAKTİF IŞINLARIN SAYIMI VE SAĞLIĞA ETKİSİ
5.3.1. Radyoaktif Işın
5.3.2. Aktiflik
5.3.3. Absorblanmış Doz, Biyolojik Eşdeğer Doz
5.3.4. Radyoaktiflikten Kaynaklanan Tehlikeler ve Korunma Yolları 3. Aktiflik, radyoaktif ışınların sayımı ve sağlığa etkisi ile ilgili olarak öğrenciler;
3.1. Radyoaktif ışınları giricilik ve iyonlaştırma özellikleri bakımından karşılaştırır.
3.2. Aktiflik, “absorblanmış doz”, “biyolojik eşdeğer doz” kavramlarını ve bunların birimlerini, ışınların zararları ile ilişkilendirir.
3.3. Radyoaktiflikten kaynaklanan tehlikelerden korunmak için alınacak tedbirleri sıralar.
3.4. Radyoaktiflik ile ilgili uyarı işaretlerini tanır.  Radyoaktif ışınların çeşitli ortamlardaki giricilikleri ve iyonlaştırma özellikleri karşılaştırılır. Bu özellikler ile radyoaktif maddelerin ambalajlarının nitelikleri ilişkilendirilir (3.1).
 Radyoaktif maddelerin yaydıkları ışınların sayılmasının ve taşıdıkları enerjinin önemi tartışılır. Aktiflik birimi olarak becquerel (Bq) tanıtılır. Absorblanmış doz (soğurulmuş doz) kavramının anlamı tartışıldıktan sonra bu büyüklüğün birimi olan gray (Gy) tanımlanır. Biyolojik eşdeğer doz [Birim: sievert (Sv)] ile absorblanmış doz arasındaki fark irdelenir (3.2).
 İş güvenliği ve sivil savunma açısından, radyoaktif ışınların zararlarından korunmak için alınabilir önlemler açıklanarak tartışılır. Radyoaktivite ile ilgili uyarı ve alarm işaretleri ile tehlike sembolleri tanıtılır (3.3; 3.4). [!] 3.1; 3.2 Geiger-Müller yöntemini şekil üzerinde açıklayan ve ayrıca, radyoaktif maddelerle çalışanlar ve diğer vatandaşlar için öngörülen biyolojik eşdeğer doz sınırları ile ilgili açıklama ve çizelgeleri içeren bir okuma metni verilir. Anlatım
Soru-Cevap
Beyin Fırtınası
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim
Problem çözümü
HAZİRAN 2 2 5.4. RADYOKATİF MADDELERİN KULLANIM ALANLARI
5.4.1. Radyoaktif maddelerin Kullanım Alanları 4. Radyoaktif maddelerin kullanım alanları ile ilgili olarak öğrenciler;
4.1. Radyoaktif izotopların kullanım alanlarını sıralar.
4.2. Bilimsel araştırmalarda radyoaktif izotop kullanımına örnekler verir.
4.3. Radyoizotopların tıptaki teşhis ve tedavi amaçlı uygulamalarına örnekler verir.
4.4. Endüstride radyoizotopların kullanım ilkelerini açıklar.  Radyoaktif izotopların kullanım alanları sınıflandırıldıktan sonra, radyoaktiflik sayım yoluyla arkeolojik kalıntıların tarihlenmesi, izotop etiketleme yoluyla radyoaktif hâle getirilmiş moleküller kullanılarak bitki gelişiminin incelenmesi gibi bilimsel; teşhis ve tedavi amaçlı tıbbî ve ayrıca endüstriyel amaçlı radyoizotop uygulamalarına örnekler verilir (4.1-4.4). [!] 4.1- 4.4 Örnek olarak alınan uygulamaların dayandığı ilkeler açıklanır; özellikle tıptaki uygulamalarda hastanın maruz kaldığı dozun kalıcı etki bırakmayacak düzeyde seçildiği belirtilir.
 [!] 4.2 Radyoizotop yöntemi ile Yerküre’nin yaşının belirlenmesi ve arkeolojik tarihleme yöntemleri işlenirken kabul edilen varsayımlar irdelenir. Bu varsayımlar üzerine kurulu tarihleme ilkeleri açıklanır ve ölçme-değerlendirmede bu ilkeler esas alınır. Konu ile ilgili sayısal problemler ölçme-değerlendirmede kullanılmaz.
[!] 4.3 Bilgisayarlı tomografi (BT) ve pozitron emisyon tomografisi (PET) yöntemleri ile görüntülemenin ilkeleri hakkında bir okuma metni verilebilir. Anlatım
Soru-Cevap
Beyin Fırtınası
Buluş yoluyla öğretim
Sunuş yoluyla öğretim

Popüler aramalar:

  • istemli -istemsiz değişim
  • 11 sınıf kimya entalpi soruları
  • 11 sınıf kimya entalpi soruları ve çözümleri
  • 11 Sınıf kimya Çevre sistem evren sistem türleri ile ilgili kavram haritası
  • kimya istemlilik istemsizlik
  • kimya dersi yıllık planları 2013
  • kimya dersi planları
  • kimya ders planı
  • 2013 2014 kimya yıllık planları
  • 11 sınıf kimya yıllık planı